Hristiyan Tarikatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hristiyan Tarikatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2013 Pazartesi

Sistersiyen Tarikatı (Order of Cistercian)

Order of Cistercian
Sistersiyen Tarikatı (Order of Cistercian) hıristiyanlığın katolik koluna bağlı kendilerini dünya işlerinden ayırmış keşiş ve rahibelerden oluşan bir tarikattır. Bernardinler veya üzerilerine giydikleri beyaz cübbeden dolayı Beyaz Keşişler olarak da adlandırılır. Sistersiyenlerin hayatı el işçiliği ve kendine yetme üzerine yoğunlaşmıştır.

Her türlü dünyevi eşyadan ve maldan soyutlanmışlardır, mal ve para sahibi olamazlar, üzerilerindeki giysi dahi onlara ait değildir. İnzivaya çekildikleri manastırda vakitlerini dua, ibadet ve tefekkür ile geçirirler. Bunun dışında manastır içinde dış dünyaya bağlı olmadan kendi kendilerine yetecek bir yaşam kurarlar. Özellikle tarım faaliyetlerinde peynir ve bira yapımında ileri gitmişler. Sistersiyenler bu faaliyetleri bir ibadet olarak görüp mükemmeliyeti ararlar. Kendilerine yetecek kadar üretim yaparlar, şayet fazla üretim olmuş ise bu ihtiyacı olanlara dağıtılır veya satılarak geliri manastırın bakımı ve çeşitli sosyal yardım projelerine aktarılır.

Sistersiyen köken olarak Fransızcadır ve Latince Cistercium'dan gelmektedir. Cistercium Fransa'da Dijon şehri yakınlarında bulunan Citeaux köyünün Latince adıdır. 1098 yılında Molesme manastırından Aziz Benedikt'in yolunda giden bir grup keşiş tarafından Citeaux manastırı bu köyde kurulmuştur. 1110'da 30 yoldaşı ile birlikte bu manastıra katılan Bernard de Clairvaux bu tarikatın hızlı bir şekilde yayılmasına yardım etti.

12.yy sonlarına gelindiğinde Sistersiyenler Fransa, İngiltere, İskoçya, İrlanda, İspanya, Portekiz, İtalya ve Doğu Avrupaya yayılmıştı.

Sistersiyenler yaşam olarak Aziz Benedikt zamanındaki yaşamı sürmeye özen gösteriyorlardı. Benediktinlerin zaman içinde geçirdikleri gelişmeleri reddedip Aziz Benedikt zamanındaki manastır hayatını birebir yaşıyorlardı. Özellikle vücut işçiliği, tarlada çalışma Sistersiyenleri diğer Benediktinlerden ayıran özelliklerdir.

Sistersiyenler 18.yy da İngiltere ve Fransa'da yaşanan protestan reformlardan etkilenmişse de 19.yy'da tekrar öze dönüş hareketleri görülmüştür. 1891 yılında Trappist adı verilen (Ordo Cisterciensium Strictioris Observantiae – OCSO) ve Sistersiyen geleneğini sıkı bir şekilde sürdüren bir kol ortaya çıkmış ve çeşitli manastırlar kurmuştur.

Sistersiyenler yaptıkları işte mükemmeliyeti hedefledikleri için özelikle tarımsal üretim alanında pek çok yeni teknik geliştirmişlerdir. Manastır kurdukları uzak bölgelerdeki halk onların geliştirdikleri teknikleri öğrenerek ilerlemiştir. Bu özellikleri ile Avrupa'daki endüstri devriminin mimarları olarak kabul edilirler.

Günümüzde Sistersiyen geleneğini devam ettiren manastırlar bulunmaktadır. Bu manastırlar dünya çapında ürettikleri yüksek kaliteli ürünlerle tanınmaktadır. Özellikle ürettikleri peynir ve bira çok uzmanlar tarafından en üst sıralara konulmaktadır. Sistersiyenler bu ürünleri üretirken yüzyıllar boyu geliştirdikleri teknikleri hala uygulamaktadırlar. Bugün dahi aynı üretim kuralları geçerlidir ve endüstrileşmemiştir. Çünkü kitle üretimi veya ticari kazanç hiçbir zaman Sistersiyen yaşamının bir hedefi olmamıştır. Onlar çalışmayı ve üretmeyi tanrıya ulaşılacak bir yol olarak görmektedirler. Dünyaca ünlü Chimay, Westmalle gibi biralar halen Sistersiyen keşişleri tarafından manastırlarda üretilmektedir.

Kapusenler (Fratres Minores Capucinorum) - Matteo de Bascio

Kapusenler (Fratres Minores Capucinorum), Hıristiyanlıkta katolik kilisesine bağlı Fransisken tarikatının bir koludur.

1520 yılında Marches bölgesinden Matteo da Bascio adlı bir Fransisken müridi tarafından devrin keşişlerinin Aziz Fransis'in uyguladığı gibi bir yaşam sürmediği yolunda tanrıdan ilham gelmesi üzerine kurulmuştur. Matteo Aziz Fransis'in uyguladığı gibi inzivaya ve günahların affı için acı çekerek olabildiğince ilkel bir yaşam sürmeye geri dönmeyi istemiştir.


Üstleri tarafından bu fikirler baskı altında tutulmaya çalışılmıştır. Bu yüzden Matteo ve arkadaşları kiliseden ayrılıp, tutuklanmaktan kaçmak için saklanmışlardır. Kendilerine Camaldoli manastırından Benediktin keşişleri sığınma vermişlerdir. Matteo ve arkadaşları Benediktin keşişlerine minnetlerini belirtmek için onların giydiği kapşonlu cübbeleri giymeye başlamışlardır. Kapusen ismi giydikleri bu kıyafete istinaden İtalyanca da kapşon anlamına gelen capuccio kelimesinden gelmektedir.

1528 yılında birader Matteo Papa VII. Clement tarafından kabul edilmiş, keşiş olarak yaşamasına ve fakirlere vaaz vermesine izin verilmiştir. Bu izinler aynı zamanda ona katılmak isteyen Aziz Fransis'in kurallarını yaşatmak isteyen diğer keşişler için de geçerli idi. Matteo ve kiliseden beraber ayrıldığı arkadaşlarına kısa sonra başkalarıda katıldı. Bu grup Fransiskanların alt kolu olarak tanındı ve Küçük Keşiş Biraderler (Fratres Minores) olarak adlandırıldılar. Giydikleri sivri başlıklı keşiş kıyafeti yüzünden kapusen Capucinorum ismi de eklendi.

Bir kahve içeceği olan kapuçino ve kapuçin maymunu bu rahiplerin kıyafetlerinde kullanılan kahverengi tonuna istinaden bu şekilde adlandırılmışlardır.

1538'de Azize Clare'in yolundan giden manastır rahibeleri tarafından kapusenlerin kadın kolu kuruldu.

2007 Aralık ayında İzmir'in Bayraklı semtinde bulunan Saint Antuan Kilisesi'nde pazar ayinini yönetirken 19 yaşındaki Ramazan Bay tarafından bıçaklı saldırıya uğrayan İtalyan Rahip Adriano Franchini, Kapusenlerdendir.

Dominikan Tarikatı (Ordo Praedicatorum) - Aziz Dominik

Ordo Praedicatorum
Dominikan Tarikatı (Ordo Praedicatorum), Aziz Dominik tarafından kurulmuş ve Papa III. Honorius tarafından 22 Aralık 1216'da onaylanmış bir katolik tarikatıdır. Tarikat keşişleri, manastır rahibelerini, rahibeleri ve tarikat için çalışan kilise dışından kişilerden oluşur. Üzerlerine giydikleri beyaz üstüne siyah cübbeden dolayı siyah keşişler olarak da adlandırılır.

İsa'nın mesajını yaymak ve cehaletle savaşmak üzere kurulmuştur. Tarikat entellektüel geleneği ile ünlüdür, pek çok din alimi ve filozof bu tarikattan yetişmiştir. Dominikanların başında bir tarikat efendisi bulunur. Şu anki efendi Peder Bruno Cadoré'dir.


Dominik çağdaşı Assisli Fransis gibi hıristiyanlıkta yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu görmüştü. Hıristiyanlığın ana doktrinine göre madde kötü, ruh ise iyi idi. Fransa'nın güneyinde yaşayan Albililer ise dualizme yani tanrının hem iyi hem kötü olduğuna ve reenkarnasyona inanan İsevi bir topluluktu. Asıl hıristiyanlara göre ise tanrı herzaman iyi şeytan ise kötü idi. Dominik o anki hakim hıristiyanlığa göre sapkın kabul edilen inanışlara sahip olan Albilileri ikna yolu ile yeniden dine döndürmeye çalıştı. Albililer İsa'nın fakir yaşamını kendilerine örnek almaktaydılar. Dominik İsa'nın bu yönüne ağırlık veriyordu. Ancak Albigeois haçlı seferi Oksitan bölgesini darmadağın etti.

1206 yılında Dominik, ruhani lideri haline geldiği dine dönen Albili birkaç kadın için Prouille manastırını kurdu. Bu manastır Dominikan rahibelerinin temeli oldu.

Dominik kalabalık şehirlerdeki dini sorunlara cevap verecek, Benediktinler gibi eski manastır düzenlerindeki kendini adama ve sistematik eğitimi geri getirecek fakat daha esnek bir yapıya sahip yeni bir düzen aradı.

Dominik'in kurduğu düzen vaizlik olacaktı ve vaizler bulundukları yerin yerel dilleri ile vaaz edeceklerdi. Vaizler, eski manastır düzeninde keşişlerin yaptığı gibi geniş tarlaları ekip biçerek yaşam sürmek yerine dilencilikle hayatta kalacaklardı.

Aziz Dominik 1214 yılında Touluse'da Aziz Augustine'in öğretileri doğrultusunda yaşayacak bir dini topluluk kurdu. 1216 yılında Dominikanlar (Vaizler Düzeni) papadan tarikat olarak icazet aldılar.

Domınıkanlar kısa sürede yayıldılar.1221 yılında Oxford'a ulaştı. 13.yy sonunda ise tüm hıristiyanlık alemine yayıldı. Vaizler gittikleri bölgelerde, cehalet, küfür, putperestlik ve nifak ile söz ve kitap ile savaştılar. Avrupa, Asya ve Afrika'da okullar açtılar. Bu okullarda eğitim veren Albertus Magnus ve Thomas Acquinas gibi alimler büyük eserlere imza attılar. Üyeleri kardinal, papa, elçi ve hakimler oldular.

Papa IX. Gregorius tarafından engizisyon görevi bu tarikata verildi. 1252 yılında Papa IV. Innocent belli koşullar altında olmak üzere Dominikanlara engizisyon sırasında işkence yapmak için izin veren bir fetva yayınladı.

Ünlü engizisyoncu Tomás de Torquemada İspanya'nın ilk engizisyoncusu olarak göreve atandı. Tomás de Torquemada İspanya'da gizli müslümanlık ve gizli yahudilik ile savaştı. 1492 yılındaElhamra Kararnamesi ile yahudilerin İspanya'dan ihraç edilmesini sağladı. Kaçan yahudilerden bir kısmı Osmanlı Devletine sığındılar ve bugün dahi varlığını sürdüren azınlıkları oluşturdular (bkz.Sefaradlar)

Ortaçağdan sonra misyonerler keşiflerle elde edilen topraklara gittiler. Ayrıca Çin ve Kamboçya'ya ulaştılar. Fransız ihtilali sonrası sayıları oldukça azaldı.

2010 yılındaki veriler
e göre Dominikanlara bağlı toplam 5906 keşiş bulunmaktadır.