Ufolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ufolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2013 Pazar

Phoenix Işıkları

Phoenix Işıkları, 13 Mart 1997’de Arizona’nın Phoenix şehrinde meydana gelen en önemli UFO olayıdır. Yerel hava kuvvetleri üsleri ve haber merkezleri, gökyüzünde ilerleyen dairesel turuncu ışıklar rapor eden binlerce kişi tarafından telefon yağmuruna tutulmuş, ciddi bir şekilde bu olay santralleri kilitlemişti. İşin can alıcı kısmı CNN bu olayı canlı bağlantıyla ekranlara yansıtmıştı. Bu esrarengiz cismi/cisimleri Las Vegas’tan Phoenix’e kadar birçok yerden yüzlerce insan görüntüleyebilmiştir.

13 Mart akşamı saat 19:30’da başlamış ve 22:30’a kadar sürmüştür. İlk raporun Nevada’daki eski bir polis memuru ve ailesi tarafından iletildiği açıklandı. Sonrasında gözlemciler V şeklinde bir cismin gökyüzünde dolaştığını belirttiler.

Heyecan yaratan bir başka durum ise, farklı bölgelerdeki insanların anlattıklarının da birbirine benzemesiydi. Yapılan araştırmalar cismin ortalama 2-3 metre genişliğinde ve 1,5 km uzunluğunda olduğunu gösterdi. Bölgedeki insanlar öncelikle gökyüzünde farklı ışık topları gördüklerini, saat 19:30’da ise bu olağanüstü görüntüyle karşılaştıklarını belirttiler. Görüntülenen cisim radarlara da yansımamıştı.

Kısa süre içerisinde Arizona valisi Fife Symington bir basın toplantısı yaparak bunun UFO ile ilgisi olmayan bir doğa olayı olduğunu belirtmiş, hatta uzaylı kıyafeti giymiş bir kişiyi yanına alarak “ufo olayı” olarak adlandırılmasıyla dalga bile geçmişti (basın toplantısının görüntülerine video paylaşım sitelerinden ulaşılabilir).


Bir süre sonra vali işinden ayrıldı ve yaptığı görünen cismin dünya dışı bir yerden gelme ihtimalinin yüksek olduğunu; fakat valilik görevi sırasında böyle bir açıklamada bulunamadığını belirtmiştir. Nitekim internetten araştırılırsa Fife Symington’un bu konu ile ilgili bir belgeselde yer aldığını hatta UFO konusuyla ilgili araştırmalara başladığının bilgilerine bile ulaşabilir. Görevi nedeniyle bazı şeyleri açıklayamadığını da bu belgeselde vurgulamıştır.

13 Haziran 2013 Perşembe

Ufo Dinleri ve İnançları

Ufo dini, dünyadışı varlıkları tanrılarla veya yarı-tanrısal varlıklarla eşitleyen ve insanlığı daha önceden var olan dünya dışı bir uygarlığın parçası olarak gören dinleri tanımlamakta kullanılan resmi olmayan bir terimdir. Bu tip dinlerin bağlıları uzaylı uygarlıkların teknoloji ve spiritüelliklerinin dünyadaki ekolojik, spiritüel ve toplumsal problemleri çözümleyeceğine inanırlar.
UFO dinleri özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Fransa ve Birleşik Krallık'da yaygındır. 1950'lerde temaslarla UFO dinlerinin doğduğu söylenir.

Bazı UFO Dinleri


Aetherius Society, Heaven's Gate, Raëlism, Scientology ufo dinlerinden bazılarıdır.

Aetherius Society

1950'lerde Birleşik Krallık'da kuruldu. Kurucusu George King Aetherius denilen uzaylı bir zeka ile telepatik olarak iletişim kurduğunu iddia etmiştir.

Nation of Islam

Ufoların dağların yükselmesinden sorumlu olduğu ve kıyamet gününde dünyayı yok edecekleri inancını savunur.

Nuwaubians

Malachi Z. York'in öğretilerini kabul eden gruptur. Nuwauu denilen Malachi'nin Rizq gezegeninden enkarne olan dünyadışı bir varlık olduğu kabul edilir.


Ufoloji Nedir?

Ufoloji, UFO'ları inceleyen alanına verilen isimdir. Ufoloji ile uğraşanlara ufolog denir. Genellikle Ufoların dünya dışından geldiğine inanılır fakat bununla ilgili resmi bir açıklama yoktur. FBI'ın sadece Rosewell olayını dünyaya açıklaması ufolara duyulan merağın artmasına sebep oldu.

Diğer yandan bazı kişilerse UFOların Gizli Hükümet uçakları olduğuna inanmasıdır. Uçandairelerin gerçekliği, yani dünya dışı olup olmadıkları konusunda bugüne dek sayısız tartışmalar olmuştur.

Ufologlara göre, bazı şarlatan ve sahtekarların sunduğu fotoğraf ve filmlerin sahte olduklarının saptanmış olmasına rağmen, uçandairelerin gerçekliğine ya da dünya yapımı olmadığına inananların sayısı günden güne artmaktadır. Dünya dışı canlılarla ve araçlarıyla ilgili tanıklıklar astronomi profesörü Allen J. Hynek tarafından üç grupta sınıflandırılmıştır. (Birinci türden, ikinci türden ve üçüncü türden yakın karşılaşmalar)


Mavi Kitap Projesi - Ufo İncelemeleri

Başında Edward J. Ruppelt’ın bulunduğu Mavi Kitap Projesi Amerikalılar’ın UFO fenomeni üzerine yapılmış incelemelerinin en ünlüsü oldu. Mavi Kitap Projesi’nin üç resmî amacı şunlardı: UFO gözlemi tanıklıklarının hepsi için bir açıklama bulmak.

A.B.D.’nin güvenliği konusunda UFO'ların bir tehdit oluşturup oluşturmadığını saptamak. UFO'ların A.B.D.’den daha ileri, yararlanılabilecek bir teknolojiye sahip olup olmadıklarını saptamak.

u amaçlara bir de, ileride, siyasi yorumlara cevap vermek üzere Mavi Kitap Projesi soruşturmacılarını konunun bilimsel yanından vazgeçmeleri için birçok kez zorlayacak olan hükümet sözcüsünün rolü eklendi.

Bu proje 10.147 olayı inceledi ve bunlardan 9.501’inin açıklandığı duyuruldu. 3.201 olay istatistikî inceleme için kenara ayrılmıştı. Sonuç olarak, meydana geldiği kesin olarak doğrulanmış, fakat açıklanamamış UFO olayları bütünün % 22’sini oluşturuyordu ve bu oran, nitelikli askerî gözlemcilerce (pilotlar, hava-uçuş kontrolörleri, güvenlik görevlileri) yapılmış gözlem raporlarında ise % 38’e çıkıyordu. Mavi Kitap Projesi arşivleri, 10.147 gözlem raporunun yanısıra, 8630 fotoğrafı, 20 bobin filmi (altı buçuk saatlik film) ve tanıkların ifadelerine ilişkin 23 ses kaydını içermekteydi.

Komisyon bir inceleme bölümünden, bir soruşturma bölümünden, Pentagon’la ilişkiyi sağlayan bir memurdan (ajan) ve sivil bilim danışmanlarından oluşuyordu. 1952 yılı boyunca UFO gözlemlerinin medyada yer alması iyice arttı; üst kademelerdeki devlet daireleri de fenomenle yakından ilgilenmeye başladılar ve bu alandaki soruşturmalara ağırlık verilmesi kararını aldılar. Eylül 1953’de yüzbaşı Ruppelt görevinden istifa etti. Projenin başına bu kez Mart 1953’de yüzbaşı Charles Hardin getirildi. Ordunun UFO fenomeni konusunda şeffaf olmayışına ilişkin çeşitli saldırılara karşı koymaya çalışan yüzbaşı, Mavi Kitap Projesi’nin 14 numaralı özel raporunu kamuya sunmaya karar verdi. UFO’ların mevcut olmadığı sonucuna varan bu rapor Ekim 1955’te kamuya sunuldu.

Projenin başına Nisan 1956’da yüzbaşı George T. Gregory atandı. Onun yerine de Ekim 1958’de binbaşı Robert J. Friend getirildi. Daha sonra, Nisan 1963’te projenin başına binbaşı Hector Quintanilla atandı. 1966’ya gelindiğinde medyada çok yer alan bir UFO gözlemi ve A.B.D. Hava Kuvvetleri’nin kuşkucu tavırları, aralarında Josef Allen Hynek’in de bulunduğu, projenin birçok sivil bilim insanının kamuya UFO fenomeninin gerçekliğinden yana olduklarını açıklamalarına neden oldu; bu Mavi Kitap Projesinin resmî konumuna karşı oldukları anlamına geliyordu.

Bu ayrılık 1969’da A.B.D.’nin bütçeden ayrılan fonla, Colorado Üniversitesi’nden Dr. Edward Condon’dan UFO fenomeninin gerçek olup olmadığı konusunda bir uzman raporu hazırlatmasına neden oldu. Condon Raporu adıyla bilinen, yüz kadar olayı içeren bu rapor 1969’da kamuya sunuldu. “Condon Kurulu” tarafından incelenen UFO olaylarının yaklaşık % 15’i “açıklanamayan” olarak nitelendirilmişti, bunlar AIAA (American Institute of Aeronautics and Astronautics) tarafından dergide yayımlandı. Bununla birlikte Condon Raporu’nu yazanlar “Dünya-dışı canlılar hipotezi”ni destekleyecek yeterince sağlam kanıtlar olmadığı ve dolayısıyla UFO fenomeni üzerindeki incelemelerin terk edilmesi gerektiği sonucuna varmışlardı. Rapor, sonuçları özetleyen bir cümleyle başlıyordu: “Genel sonucumuz şu ki, UFO’ların son yirmibir yıldır incelenmesi bilimsel bilgiye hiçbir katkıda bulunmadı. Bize sunulan dosyanın özenle incelenmesi, UFO’lar hakkındaki başka derin incelemelerin de muhtemelen doğrulanamayacağı ve bilimin gelişmesine katkıda bulunamayacağı sonucuna varmamızı sağlamıştır.”

Ayrıca raporda, UFO fenomeninin yalnızca, bilinen bayağı nesnelerin UFO sanılmasına yol açan karmaşık yanılmalardan kaynaklandığı, olayların % 6 ile % 10 arasındaki bu şekilde açıklanamayacak kısmının da halüsinasyon veya dalga geçme olayları olarak açıklanıyordu. Condon Raporu aynı zamanda, “geleneksel (muhafazakar) bilim topluluğu”ndan UFO fenomeninin sosyopsikolojik kökenli olduğunu ileri süreceklere öncülük etmiş bulunuyordu.

Bu raporun amacı, görünüşte çelişkili sonuçlar içermesi nedeniyle, kuşkuyla karşılandı. Zaten Condon Kurulu’na katılma talebinde bulunan astronom Joseph Allen Hynek, talebinin, daha incelemeler başlamadan önce Edward Condon tarafından kurulun tüm üyelerine dağıtılan, varmaları gereken olumsuz sonuçların neler olduklarını bildiren bir belge yüzünden reddedildiğini doğrulamıştı.(Kamuya sonradan açıklanan C.I.A. belgelerinde UFO fenomeninin doğrulandığı takdirde sosyal karışıklıklara yol açma tehlikesi taşıdığı ve her şeyin Amerikan halkının UFO konusuyla ilgisini kesecek biçimde düzenlenmesi gerektiği tavsiye ediliyordu.) Raporda aynı zamanda UFO gözlemlerinin doğal fenomenler olduğunu kamuoyuna açıklayabilmeleri için bilim insanlarının kendilerine bu olanağı sağlayacak bir formasyon almaları tavsiyesinde bulunuluyordu.

Bu gelişmelerle Mavi Kitap Projesi resmî olarak Aralık 1969’da dağılmış durumdaydı ve proje, etkinliğini Ocak 1970’te tümüyle durdurdu. 1974’e kadar A.B.D. Hava Kuvvetleri arşivlerinde muhafaza edilen Mavi Kitap Projesi arşivleri 1976’dan itibaren Amerikan Milli Arşivleri’ne devredilmiş olup erişilebilir durumdadır.


Grudge Projesi - Ufo İncelemeleri

Grudge Projesi, 1949 ve 1952 yılları arasında UFO fenomenini incelemekle görevlendirilen A.B.D. Hava Kuvvetleri’nin ikinci resmî incelemesi oldu. Başında general Charles Cabell’ın bulunduğu proje bazı şüpheli aydınlatmalardan dolayı çok tartışılan bir proje oldu. Kimileri bu projeyi A.B.D. Hava Kuvvetleri’nin Sign Projesi sonuçlarına cevaben (karşılık olarak) bir “kasten yanlış bilgi verme (dezenformasyon) girişimi” diye nitelendirdi.

Sign Projesi gibi Grudge Projesi de UFO olaylarının çoğunu yanılmalardan kaynaklanan olaylar olarak ele aldı. Fakat Sign Projesi’nin soruşturmacıları tanımlanamayan ve esrarengiz kalan bazı olayların varlığını da kabul etmekteyken, açıklanamayan bir olay olmayacağı görüşündeki Grudge Projesi soruşturmacıları "tanımlanamayan olaylar"ın hepsini de muhtemelen bilinen fenomenlerden kaynaklanan olaylar olarak niteledi. Ayrıca Grudge Projesi soruşturmacıları bunu Amerikalılar'a açıklamak üzere bir halkla ilişkiler kampanyası başlattılar.

Ağustos 1949’da Grudge Projesi ekibi tüm incelemelerin UFO gözlemlerinin şu nedenlerden kaynaklanan olaylar olduğunu açıklayarak raporunu bitirdi:


Bilinen nesnelerle ilgili bir yanılma (meteor, meteoroloji balonu, yapay uydu gibi nesnelerin UFO sanılması).


Bir tür kolektif histeri ve sinirlilik (kalabalık bir insan topluluğu tarafından yapılan UFO gözlemlerine getirilen açıklama)
Gözlemde bulunduğunu uydurma.
Psikiyatrik rahatsızlıklar.

İleriki bir tarihte Mavi Kitap Projesi’nin başkanı olacak Edward J. Ruppelt, Grudge Projesi’ne ilişkin olarak 1956’da "The Report on Unidentified Flying Objects" adlı kitabında şöyle yazıyordu: “İsim ve yer değişikliğiyle birlikte amaç da değişmişti; amaç açıkça belliydi: UFO’lar sıkıntısından kurtulmak… Bu, hiçbir yerde yazılmadı, fakat Grudge Projesi’nin gerçek amacında neyin sözkonusu olduğunu görmek için pek fazla bir çaba harcamaya gerek yoktu. İtiraf edilemeyen bu amaç, her ilişki, emir ve hizmet notunun ardından kendini açıkça göstermekteydi.”

Grudge Projesi’nin sorumlu istihbarat subayı Jerry Cummings, 1951 yazının başlarında şu beyanatı yaptı: “Herkes Grudge Projesi’nin soruşturmacılarıyla alay ediyor. Oysa ATIC’in başındaki general Harold Watson’ın emri üzerine Grudge Projesi’nin çalışanları yalnızca kendilerine gönderilen raporları sistemli bir şekilde eleyerek değerlendirmektedir. Onların çalışması yalnızca Washington’un hoşuna gidecek yeni ve orijinal açıklamalar önermekten ibarettir.” Önceki projede görev almış sorumlu bilim insanlarından biri olup, daha sonra “Dünya-dışı canlılar hipotezi”nin taraftarlarından biri haline de gelmiş bulunan astronom Josef Allen Hynek Grudge Projesi’ni aynı nedenlerle (kasten yanlış bilgi verme) eleştirdi. Bu yüzden “Dünya-dışı canlılar hipotezi”ni savunan ufologlar Grudge Projesi’ni halkın UFO’lara ilgisini kesmesini amaçlayan bir aldatma operasyonu olarak kabul ederler.

12 Eylül 1951’de yüzbaşı Edward J. Ruppelt, ertesi yıl Mavi Kitap Projesi haline gelecek Grudge Projesi’nin başına getirildi.

Sign Projesi - Ufo İncelemeleri

Sign Projesi, ilk uçan daire gözlemlerinden sonra, general James Harold "Jimmy" Doolittle’ın 1946’da « hayalet füzeler » olayı sırasındaki bir soruşturmasının ve general Schulgen tarafından 1947 yazında yapılan, "uçan nesnelerin maddi gerçekliği"ni ortaya koyan incelemesinin ardından başlatıldı.

A.B.D. Hava Kuvvetleri’nin UFO'lar üzerine ilk resmî bilimsel incelemesi oldu. Bu proje Hava Kuvvetleri’nin Ohio’daki Write-Patterson Üssü’nde Hava Levazım Komutanı general Nathan F. Twining’in girişimiyle 1947 yılı sonunda başlatıldı ve 1948 yılı sonuna kadar sürdü ve 16 Aralık 1948’de yerini Grudge projesine terketti.

Proje yüzbaşı Robert R. Sneider’in başkanlığında sürdürüldü. Proje “dar kapsamlı bir başlangıç” olarak sınıflandırılmakla birlikte, varlığı kamunun geniş kesiminde duyuldu ve kamuda adından genellikle “Fincan tabağı Projesi” olarak söz edildi. Proje, bilim insanlarından oluşan, UFO'ların yıldızlarla vemeteorlarla karıştırılmaması için UFO olaylarında “ayırt etme görevi”yle sorumlu astronom Josef Allen Hynek gibi bilim danışmanlarını bünyesinde bulunduruyordu.

Sign Projesi çalışmaları başladığında ilk girişim ünlü Mantell Olayı’nın incelenmesi oldu. Sign Projesi’nin soruşturmacıları Mantell’ın olay sırasında baygınlık geçirdiği ve Venüs gezegenini UFO sandığı sonucuna vardı. Fakat ne tanıkların olayı destekleyen gözlemlerine bir açıklama getirmişlerdi, ne de uçuş halindeki uçağın patlamasına. Bununla birlikte diğer olayların da soruşturulması sonucunda Sign Projesi soruşturmacıları “Dünya-dışı canlılar hipotezi”ne daha yakın hale geldiler ve Pentagon’a hazırladıkları Estimate of the situation Raporu’nu sundular. Bu raporda Sign Projesi’nde görevli bilim insanları en esrarengiz (en açıklanamayan) UFO’ların mahiyetinin izah edilmesinde neden “Dünya-dışı canlılar hipotezi”ni daha akla yakın bulduklarını açıklıyorlardı. Fakat rapor general Hoyt S. Vandenberg tarafından reddedildi. Rapor birkaç ay sonra kamuya yansımışsa da, zamanla az çok unutuldu. Bu soruşturmanın yerini 1948 sonunda başlatılan Grudge Projesi soruşturması aldı.

Ortaçağ ve Rönesans'ta Ufolar

Eski Ufo Resimleri
Ünlü okültistlerin yaşadığı bu dönemlerde, dinin etkisiyle göksel fenomenler ilahî mesajlar olarak veya büyücülerin sorumlu tutulduğu uğursuz işaretler olarak yorumlanmıştır.

14 Nisan 1561'de Nürnberg (Almanya) göklerinde görüldüğü kaydedilen, silindir ve daire biçimli UFO'ları temsilen, Hans Glaser tarafından tahta üzerine yapılmış gravür.


Japonya'da 24 Eylül 1235'te general Yoritsume ve ordusu Kyoto yakınlarında sabit olmayan hareketlerde bulunan tanımlanamayan "ışık küreleri" gözlemlediler. Danışmanları kendisine “telaşlanmaması gerektiğini, zira bunların yalnızca rüzgarın salladığı yıldızlar olduğunu” açıkladılar.

14 Nisan 1561'de Almanya semalarında sanki bir hava savaşı yapılıyormuşçasına hareketlerde bulunan pek çok nesne gözlemlendi. Bu olay Hans Glaser (1566) tarafından tahta üzerine işlenmiş gravürle tasvir edilmiştir. Silindir biçimli büyük nesnelerden küre ve daire biçimli küçük nesnelerin çıktığı gözlemlenmişti.

Bu fenomenler o dönemde doğaüstü mucizeler, melekler ve gelecek hakkında haber verici alametler olarak yorumlanmıştı. Bu dönemlerde yapılan UFO gözlemlerinin sanat eserlerine de yansımış olması mümkündür. UFO gözlemlerinin yansıtıldığı ileri sürülen sanat eserlerinden bazıları şunlardır:

Kosova’daki Detjani Manastırı (1350) fresklerindeki kozmonot benzeri tasvirler. Fakat bunların dönemin Bizans dinî sanatında görüldüğü gibi Güneşve Ay tasvirleri de olabileceği ileri sürülür.

Mainardi’nin "Madonna col Bambino e San Giovannimo" adlı tablosu. Tabloda tasvir edildiği ileri sürülen UFO’nun aslında gökleri aşan Cebrâîl’in sembolik temsili olduğu düşünülür.

Paolo Uccello'nun "la Tébaïde" adlı tablosunda olduğu ileri sürülen uçandaire biçimli nesnenin aslında kardinalin şapkası olduğu düşünülür.

Allagash Ufo Olayı

Allagash Suyolu, ABD’de Maine dağları arasında, birçok göl ve kanal dizisinin bulunduğu, soluk kesici bir yerdir. Bu güzel yerde vuku bulan kaçırılma olayı en çok tartışılan ve en iyi belgelenen kaçırılma olaylarından biridir ve NBC Televizyonunca hazırlanan “Çözülemeyen Gizemler-Unsolved Misteries” adlı televizyon programında da dramatize edilmiştir.

Allagash olayı, çok tanıklı; Jack ve Jim Weiner adlı ikiz kardeşlerle arkadaşları Chuck Rak ve Charlie Foltz adlı 4 kişinin başından geçen bir olaydır. Henüz kariyerlerinin başında Massachusetts Sanat Koleji’nde okurken tanışmış olan bu 4 ressam, spor yapmak ve eğlenceli bir gezinti için Allagash’ın iyi bir yer olacağını düşünmüşlerdi. Yolculukları unutulmaz olmuştu, ancak umdukları nedenden değil.

Ağustos 1976'’da gezilerine başlayan 4 adam, kano gezintilerinin bir bölümünde Kartal Gölü’nde gece balık avlamak için ara vermişlerdi. Şansları yaver gitmeyince balık tutmayı başka bir geceye ertelemeyi kararlaştırdılar. Göl kıyısından ayrılmadan önce, bulundukları yeri bir dahaki gelişlerinde sudan belirleyebilmek amacıyla kıyıda büyük bir kamp ateşi yaktılar ve tekrar kanolarına bindiler. Bir süre sonra aniden, yıldızdan daha parlak görünen bir ışık gördüler. Parıldayan bu küre, yaklaşık yüz metre ilerideki ağaçların üzerinde havada asılı duruyordu. Cisim ileri geri hareket ettikçe kırmızı, yeşil ve beyazımsı bir sarı olmak üzere renk değiştiriyordu. Bu büyük cisim yaklaşık 24 m. çapındaydı. Cisim yavaşça ağaçların üzerinden göl kıyısına doğru ilerledi. Balık tutan 4 adama doğru yaklaşınca Charlie Foltz el feneriyle imdat çağrısında bulundu. Derken cisim yavaşca kanoya doğru yöneldi. 

Bu garip şey, göl kıyısına doğru olağanüstü bir hamle yaptı. Onlar hızlı hızlı kürek çekerken, cisimden üzerlerine doğru gölge şeklinde geldi ve adamları ve kanolarını içine çekti. Bundan sonra dört adam kendilerini tekrar göl kıyısında otururken buldular. Charlie lambasını yeniden cisme doğru tuttu, ancak bu defa cisim ışınını son bir kez göstererek yükseldi ve gözden kayboldu.

Neler olup bittiğini merak eden dört adam, az önce cayır cayır yanmakta olan ateşin küle dönmüş olduğunu görünce şoke oldular, çünkü bunun için aradan saatlerin geçmiş olması gerekirdi. Dördü de “Bu son birkaç saat içinde neler oldu?” diye düşünüp durdular, ancak hiçbiri hatırlayamadıkları bu kayıp zaman için mantıklı bir açıklama getiremiyordu. Allagash’tan ayrılırken gördükleri garip cisimle ilgili hiçbir cevapları yoktu. 2 yıl boyunca hergün yaşadıklarına cevap getirebilecek bir ipucu aradılar.

Jack Weiner, aralarında gece kabusları görmeye başlayan ilk kişi oldu. Bu rüyalarda, uzun boyunlu ve geniş kafalı varlıklar görüyordu. Jim, Chuck ve Charlie yanında hiçbir şey yapamadan yatarken kendisi bu varlıklar tarafından testten geçiriliyordu. Varlıkların, gözkapaksız geniş, metalik parlaklıkta gözleri vardı, elleri böcekimsiydi ve 4 parmaklıydı. Diğer üç adam da, göldeki o geceyle ilgili benzer rüyalar görmeye, kısa zihinsel kırıntılar hatırlamaya başlamışlardı.

Jim Weiner 1988’de, o sıralarda bir UFO kongresi organize etmekte olan Raymond Fowler’la tanıştı ve ona başından geçen bu garip olayı anlattı. Araştırmacı, Jim’in hikayesinden, özellikle aynı şeyi birden fazla tanığın yaşamış olmasından çok etkilendi. Fowler, onun ve diğer 3 kişinin geriye dönüşlü hipnozdan geçmelerini tavsiye etti. Seanslardan sonra da dört adamın da uzaylılar tarafından gemiye alındığı ve deri ile kan örnekleri alınmak suretiyle fiziksel muayeneden geçirildikleri ortaya çıktı.

Dört adamın dördünün de varlıklarla ilgili tarifleri birbirini tutuyordu ve ressam olduklarından dolayı varlıkların, uzay gemilerinin ve kullandıkları muayene aletlerinin ayrıntılı resimlerini de çizebilmişlerdi. Chuck Rak, varlıkların muayene yerlerinin gümüş renginde masası olan veteriner ofislerine benzediğini ekledi. Kendisine garip gelen bir şeyden daha bahsetti: dünya dışı varlıklara odaklanmakta büyük güçlük çekiyordu. Ne kadar çabalarsa çabalasın varlıkların yüzlerini tam olarak göremiyoryordu. Bunu, cızırtılı bir radyo kanalına frekans tutturmaya çalışmaya benzetmişti. Psikiyatrik incelemelerden sonra dört adamın da zihinsel olarak sağlıklı oldukları belirlendi. Dördü de yalan makinesi testinden geçirildi ve doğru söyledikleri ispatlandı. Detaylı hipnoz seanslarından ve inceleme raporlarından toparlanan tüm bilgiler bu 4 adamın 1976’da Allagash’ta “bu dünyaya ait olmayan” bir şeyle karşılaştıklarına dair güçlü birer kanıt olmuştur.

Woodbridge Ufo Olayı

Askeri personel tarafından rapor edilen UFO olaylarının en çok sansasyon yaratanlarından biri olan Woodbridge olayı, 26-31 Aralık 1980’de, İngiltere’nin Suffolk şehrinde bulunan Amerikan Hava Kuvvetleri (USAF) Üssü ve hemen yakınındaki Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) Woodbridge Üssü civarında, Rendlesham ormanında meydana gelmiştir.

Olaya bir çok askeri görevli tanık olmuş, üst düzey yetkililerin uzaylılarla iletişim kurdukları söylenmiş; olay başından sonuna kadar hem fotoğraflanmış hem de filme alınmıştır. Yine de olay hakkında en etkileyici kanıt, dönemin RAF Woodbridge Üssü Komutan Yardımcısı Yarbay Charles Halt tarafından yazılan rapordur. Halt’ın olay hakkındaki bu resmi raporu (altta) 13 Haziran 1981’de Savunma Bakanlığı’na sunulmuştur. Halt’ın resmi raporuna göre, 27 Aralık 1980 gecesi saat 01.00 civarında, Norfolk’taki RAF Wharton Üssü radarları Kuzey Denizi’nin üzerinde tanımlanamayan bir cismin uçtuğunu belirledi.

Bu cisim Rendlesham Ormanı yakınlarında radar ekranlarından kayboldu. Aynı sıralarda, USAF Üssü’ndeki iki güvenlik devriyesi, RAF Woodbridge Üssü’nün arka kapısında "olağandışı ışıklar" gözlemlediler. Bunun bir uçak kazası olabileceğini düşünen devriyeler, kapıya giderek araştırma yapmak için izin istediler. Görev başındaki uçuş şefi gereken izni verdi ve üç devriyeyi olay yerine gönderdi. Devriyeler ormana yaklaştıklarında telsiz bağlantıları kesildi ve tuhaf ışıklar saçan bir cisim göründü. Metalik görünümlü ve üçgen şeklindeki bu cisim yaklaşık 2 metre uzunluğundaydı. Tabanı 2-3 metre genişliğinde olan cisim, tüm ormanı beyaz bir ışıkla aydınlatıyordu. Tepesinden kırmızı alt tarafından ise mavi ışıklar çıkmaktaydı. Önce havada asılı durmaktaydı daha sonra alçalarak ayakları üstüne yere kondu. 

Devriyeler ona doğru yaklaşınca ağaçlara doğru bir manevra yaparak yükseldi ve gözden kayboldu. Cisim, bir saat kadar sonra üssün arka kapısı yakınlarında yeniden ortaya çıktı. Ertesi gün yapılan araştırmalarda, UFO’'nun gece durduğu yerde 1.5 inç derinliğinde ve 7 inç çapında üç tane çukur oluştuğu görüldü. Bir sonraki gece olay yerinde yapılan radyason ölçümleri, Beta/Gamma oranlarının bu üç çukurda ve çukurların oluşturduğu üçgenin merkez noktasında normalain çok üstünde en üst seviyeye çıktığını gösteriyordu. Bu ölçümlere göre, cismin bulunduğu yer normalden 25 kat daha fazla radyasyon taşımaktaydı. Olay yerinde geniş çaplı araştırma başlatıldı ve bazı toprak örnekleri incelenmek üzere toplandı. Fakat bu konuda yapılan araştırmaların analiz sonuçları hiçbir şekilde açıklanmadı.
Şahitler; Onlarca Resmi Yetkili:

UFO’lar o gece geç saatlerde, RAF Woodbridge üssünün doğu kapısında tekrar ortaya çıktılar. Normalde tanınmayan ışıkların yerini belirlemek için kullanılan projektörler çalışmıyordu. Yarbay Halt askerlerine “Gidip bu işi çözelim”, dedi. Askerlere dürbünler, radyoaktivite ölçüm araçları, mikrokaset kayıt cihazları ve kameralar dağıtıldı. Halt ve ekibi doğu kapısına vardıklarında hareketlilik çoktan başlamıştı; ormandaki donuk ışığı görenler arasında Yarbay Halt da vardı. Halt, turuncu renkte bir küre'nin, sanki birileri tarafından idare ediliyorcasına, ağaçların arasına girip çıktığını gözlemledi.

Halt raporunda ikinci günkü gözlemleri şöyle anlatmaktadır: “Ağaçların arasında kırmızı, güneşe benzer bir ışık görülmekteydi. İlerleyen bu ışık bir noktadan sonra etrafa ışıldayan partiküller saçmaya başladı, ardından da beş ayrı beyaz cisme bölündü ve gözden kayboldu. Hemen ardından gökyüzünde üç tane yıldız benzeri büyük cisim görüldü. İkisi kuzeyde, biri güneyde olan bu cisimler hızla ve keskin açılar yaparak ilerliyor ve kırmızı, yeşil ve mavi ışıklar saçıyorlardı.


Kuzeydeki iki cisim oval biçimliydi, fakat daha sonra tam daire haline gelerek 1 saat ya da daha fazla süre gökyüzünde kaldılar. Güneydeki cisim ise 2-3 saat boyunca gözlemlenebildi, arada bir aşağı doğru ışınlar gönderiyordu. Pek çok resmi kişi, aşağıda imzası bulunanlar da dahil olmak üzere, bu olaylara tanıklık etmiştir.” 

Halt bu UFO olayının büyük bir bölümünü küçük bir kasete kaydetmişti. Ertesi gün amirlerine olay hakkında detaylı bilgi verdi, fakat amirleri ona: “Bu İngiltere’nin meselesidir”, diye cevap vererek onun daha fazla açıklama yapmasını engellediler. İlginçtir ki, Savunma Bakanlığı Halt’la konuşmak ve olay hakkında bilgi almak için hiçbir girişimde bulunmamış ve olay hakkındaki soruları yanıtlamaktan kaçınmıştır. 

Olaya şahit olan Woodbridge üssündeki diğer görevliler, USAF güvenlik görevlisi Çavuş Larry Warren, Havacı John Burroughs ve Komutan vekili Çavuş Adrian Bustinza, sonradan verdikleri ifadelerde Halt’la hemen hemen aynı şeyleri anlatmışlar ve UFO gözlemini doğrulamışlardır. Bu görevliler, olay günü ormanda üçgen biçiminde ve ayakları üstünde duran bir cisim gördüklerini, bu cismin daha sonra havalanarak ormanın üzerinde asılı kaldığını rapor etmişlerdir.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Ozma Projesi

Ozma Projesi, 1960'ta Batı Virginia Green Bank'taki Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi'nde astronom Frank Drake tarafından yapılmış ve SETI´ye öncülük etmiş olan deney. Deneyin amacı, uzak gezegen sistemlerindeki olası canlıların izlerini yıldızlar arası radyo dalgalarında aramaktı. Program, kurgusal Oz ülkesinin yöneticisi Prenses Ozma'nın adıyla adlandırılmıştır. Yazar L. Frank Baum, serinin The Emerald City of Oz kitabından sonraki kitaplarında, bu ülkede olan bitenden haberdar olabilmek için radyo dalgalarıyla iletişime geçmiş, bu da projenin adına esin kaynağı olmuştur.

Drake 26 metre (85 feet) çaplı bir radyo teleskop kullanarak Tau Ceti ve Epsilon Eridani yıldızlarını 1.420 gigahertz ana frekansı civarında incelemiştir. Bu yıldızların ikisi de Güneş-benzeri yıldızlardır ve bu yüzden yaşanabilir gezegenlere sahip olma ihtimallerinin daha akla yatkın olduğu düşünülmüştür. Ana frekans çevresindeki 400 kilohertzlik bir bant, 100 hertz dalga boyundaki tek kanallı bir alıcı kullanılarak taranmıştır. Toplanan bilgi daha sonra incelenmek üzere bir teyp üzerine kaydedilmiştir. 4 ay süren bir çalışmayla yaklaşık 150 saat süren kesintili bilgi toplanmış, ancak bu veride tanımlanabilir bir sinyal belirlenememiştir. 8 Nisan 1960´ta bir sinyal belirlenmiş ancak bunun yüksekte uçan bir hava aracından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Alıcı, yıldızl ararası hidrojen tarafından doğal biçimde yayımlanan radyasyonun dalga boyu olan 21 cm civarındaki dalga boylarını algılamak üzere ayarlanmıştı. Bu dalga boyunun tanıdık olabileceği, yıldızlararası radyo iletişimine geçmek isteyen herkes için bir çeşit evrensel standart olarak düşünülebileceği düşünülmüştü.

Ozma II adı verilmiş ikinci bir deney Benjamin Zuckerman ve Patrick Palmer tarafından aynı gözlemevinde tekrar gerçekleştirilmiştir. Bu deneyde 4 yıl boyunca (1973-1976) aralıklı olarak 650 yakın yıldız gözlenmiştir.