Ufo Olayları ve Kaçırılmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ufo Olayları ve Kaçırılmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2013 Pazar

Phoenix Işıkları

Phoenix Işıkları, 13 Mart 1997’de Arizona’nın Phoenix şehrinde meydana gelen en önemli UFO olayıdır. Yerel hava kuvvetleri üsleri ve haber merkezleri, gökyüzünde ilerleyen dairesel turuncu ışıklar rapor eden binlerce kişi tarafından telefon yağmuruna tutulmuş, ciddi bir şekilde bu olay santralleri kilitlemişti. İşin can alıcı kısmı CNN bu olayı canlı bağlantıyla ekranlara yansıtmıştı. Bu esrarengiz cismi/cisimleri Las Vegas’tan Phoenix’e kadar birçok yerden yüzlerce insan görüntüleyebilmiştir.

13 Mart akşamı saat 19:30’da başlamış ve 22:30’a kadar sürmüştür. İlk raporun Nevada’daki eski bir polis memuru ve ailesi tarafından iletildiği açıklandı. Sonrasında gözlemciler V şeklinde bir cismin gökyüzünde dolaştığını belirttiler.

Heyecan yaratan bir başka durum ise, farklı bölgelerdeki insanların anlattıklarının da birbirine benzemesiydi. Yapılan araştırmalar cismin ortalama 2-3 metre genişliğinde ve 1,5 km uzunluğunda olduğunu gösterdi. Bölgedeki insanlar öncelikle gökyüzünde farklı ışık topları gördüklerini, saat 19:30’da ise bu olağanüstü görüntüyle karşılaştıklarını belirttiler. Görüntülenen cisim radarlara da yansımamıştı.

Kısa süre içerisinde Arizona valisi Fife Symington bir basın toplantısı yaparak bunun UFO ile ilgisi olmayan bir doğa olayı olduğunu belirtmiş, hatta uzaylı kıyafeti giymiş bir kişiyi yanına alarak “ufo olayı” olarak adlandırılmasıyla dalga bile geçmişti (basın toplantısının görüntülerine video paylaşım sitelerinden ulaşılabilir).


Bir süre sonra vali işinden ayrıldı ve yaptığı görünen cismin dünya dışı bir yerden gelme ihtimalinin yüksek olduğunu; fakat valilik görevi sırasında böyle bir açıklamada bulunamadığını belirtmiştir. Nitekim internetten araştırılırsa Fife Symington’un bu konu ile ilgili bir belgeselde yer aldığını hatta UFO konusuyla ilgili araştırmalara başladığının bilgilerine bile ulaşabilir. Görevi nedeniyle bazı şeyleri açıklayamadığını da bu belgeselde vurgulamıştır.

13 Haziran 2013 Perşembe

Ortaçağ ve Rönesans'ta Ufolar

Eski Ufo Resimleri
Ünlü okültistlerin yaşadığı bu dönemlerde, dinin etkisiyle göksel fenomenler ilahî mesajlar olarak veya büyücülerin sorumlu tutulduğu uğursuz işaretler olarak yorumlanmıştır.

14 Nisan 1561'de Nürnberg (Almanya) göklerinde görüldüğü kaydedilen, silindir ve daire biçimli UFO'ları temsilen, Hans Glaser tarafından tahta üzerine yapılmış gravür.


Japonya'da 24 Eylül 1235'te general Yoritsume ve ordusu Kyoto yakınlarında sabit olmayan hareketlerde bulunan tanımlanamayan "ışık küreleri" gözlemlediler. Danışmanları kendisine “telaşlanmaması gerektiğini, zira bunların yalnızca rüzgarın salladığı yıldızlar olduğunu” açıkladılar.

14 Nisan 1561'de Almanya semalarında sanki bir hava savaşı yapılıyormuşçasına hareketlerde bulunan pek çok nesne gözlemlendi. Bu olay Hans Glaser (1566) tarafından tahta üzerine işlenmiş gravürle tasvir edilmiştir. Silindir biçimli büyük nesnelerden küre ve daire biçimli küçük nesnelerin çıktığı gözlemlenmişti.

Bu fenomenler o dönemde doğaüstü mucizeler, melekler ve gelecek hakkında haber verici alametler olarak yorumlanmıştı. Bu dönemlerde yapılan UFO gözlemlerinin sanat eserlerine de yansımış olması mümkündür. UFO gözlemlerinin yansıtıldığı ileri sürülen sanat eserlerinden bazıları şunlardır:

Kosova’daki Detjani Manastırı (1350) fresklerindeki kozmonot benzeri tasvirler. Fakat bunların dönemin Bizans dinî sanatında görüldüğü gibi Güneşve Ay tasvirleri de olabileceği ileri sürülür.

Mainardi’nin "Madonna col Bambino e San Giovannimo" adlı tablosu. Tabloda tasvir edildiği ileri sürülen UFO’nun aslında gökleri aşan Cebrâîl’in sembolik temsili olduğu düşünülür.

Paolo Uccello'nun "la Tébaïde" adlı tablosunda olduğu ileri sürülen uçandaire biçimli nesnenin aslında kardinalin şapkası olduğu düşünülür.

Allagash Ufo Olayı

Allagash Suyolu, ABD’de Maine dağları arasında, birçok göl ve kanal dizisinin bulunduğu, soluk kesici bir yerdir. Bu güzel yerde vuku bulan kaçırılma olayı en çok tartışılan ve en iyi belgelenen kaçırılma olaylarından biridir ve NBC Televizyonunca hazırlanan “Çözülemeyen Gizemler-Unsolved Misteries” adlı televizyon programında da dramatize edilmiştir.

Allagash olayı, çok tanıklı; Jack ve Jim Weiner adlı ikiz kardeşlerle arkadaşları Chuck Rak ve Charlie Foltz adlı 4 kişinin başından geçen bir olaydır. Henüz kariyerlerinin başında Massachusetts Sanat Koleji’nde okurken tanışmış olan bu 4 ressam, spor yapmak ve eğlenceli bir gezinti için Allagash’ın iyi bir yer olacağını düşünmüşlerdi. Yolculukları unutulmaz olmuştu, ancak umdukları nedenden değil.

Ağustos 1976'’da gezilerine başlayan 4 adam, kano gezintilerinin bir bölümünde Kartal Gölü’nde gece balık avlamak için ara vermişlerdi. Şansları yaver gitmeyince balık tutmayı başka bir geceye ertelemeyi kararlaştırdılar. Göl kıyısından ayrılmadan önce, bulundukları yeri bir dahaki gelişlerinde sudan belirleyebilmek amacıyla kıyıda büyük bir kamp ateşi yaktılar ve tekrar kanolarına bindiler. Bir süre sonra aniden, yıldızdan daha parlak görünen bir ışık gördüler. Parıldayan bu küre, yaklaşık yüz metre ilerideki ağaçların üzerinde havada asılı duruyordu. Cisim ileri geri hareket ettikçe kırmızı, yeşil ve beyazımsı bir sarı olmak üzere renk değiştiriyordu. Bu büyük cisim yaklaşık 24 m. çapındaydı. Cisim yavaşça ağaçların üzerinden göl kıyısına doğru ilerledi. Balık tutan 4 adama doğru yaklaşınca Charlie Foltz el feneriyle imdat çağrısında bulundu. Derken cisim yavaşca kanoya doğru yöneldi. 

Bu garip şey, göl kıyısına doğru olağanüstü bir hamle yaptı. Onlar hızlı hızlı kürek çekerken, cisimden üzerlerine doğru gölge şeklinde geldi ve adamları ve kanolarını içine çekti. Bundan sonra dört adam kendilerini tekrar göl kıyısında otururken buldular. Charlie lambasını yeniden cisme doğru tuttu, ancak bu defa cisim ışınını son bir kez göstererek yükseldi ve gözden kayboldu.

Neler olup bittiğini merak eden dört adam, az önce cayır cayır yanmakta olan ateşin küle dönmüş olduğunu görünce şoke oldular, çünkü bunun için aradan saatlerin geçmiş olması gerekirdi. Dördü de “Bu son birkaç saat içinde neler oldu?” diye düşünüp durdular, ancak hiçbiri hatırlayamadıkları bu kayıp zaman için mantıklı bir açıklama getiremiyordu. Allagash’tan ayrılırken gördükleri garip cisimle ilgili hiçbir cevapları yoktu. 2 yıl boyunca hergün yaşadıklarına cevap getirebilecek bir ipucu aradılar.

Jack Weiner, aralarında gece kabusları görmeye başlayan ilk kişi oldu. Bu rüyalarda, uzun boyunlu ve geniş kafalı varlıklar görüyordu. Jim, Chuck ve Charlie yanında hiçbir şey yapamadan yatarken kendisi bu varlıklar tarafından testten geçiriliyordu. Varlıkların, gözkapaksız geniş, metalik parlaklıkta gözleri vardı, elleri böcekimsiydi ve 4 parmaklıydı. Diğer üç adam da, göldeki o geceyle ilgili benzer rüyalar görmeye, kısa zihinsel kırıntılar hatırlamaya başlamışlardı.

Jim Weiner 1988’de, o sıralarda bir UFO kongresi organize etmekte olan Raymond Fowler’la tanıştı ve ona başından geçen bu garip olayı anlattı. Araştırmacı, Jim’in hikayesinden, özellikle aynı şeyi birden fazla tanığın yaşamış olmasından çok etkilendi. Fowler, onun ve diğer 3 kişinin geriye dönüşlü hipnozdan geçmelerini tavsiye etti. Seanslardan sonra da dört adamın da uzaylılar tarafından gemiye alındığı ve deri ile kan örnekleri alınmak suretiyle fiziksel muayeneden geçirildikleri ortaya çıktı.

Dört adamın dördünün de varlıklarla ilgili tarifleri birbirini tutuyordu ve ressam olduklarından dolayı varlıkların, uzay gemilerinin ve kullandıkları muayene aletlerinin ayrıntılı resimlerini de çizebilmişlerdi. Chuck Rak, varlıkların muayene yerlerinin gümüş renginde masası olan veteriner ofislerine benzediğini ekledi. Kendisine garip gelen bir şeyden daha bahsetti: dünya dışı varlıklara odaklanmakta büyük güçlük çekiyordu. Ne kadar çabalarsa çabalasın varlıkların yüzlerini tam olarak göremiyoryordu. Bunu, cızırtılı bir radyo kanalına frekans tutturmaya çalışmaya benzetmişti. Psikiyatrik incelemelerden sonra dört adamın da zihinsel olarak sağlıklı oldukları belirlendi. Dördü de yalan makinesi testinden geçirildi ve doğru söyledikleri ispatlandı. Detaylı hipnoz seanslarından ve inceleme raporlarından toparlanan tüm bilgiler bu 4 adamın 1976’da Allagash’ta “bu dünyaya ait olmayan” bir şeyle karşılaştıklarına dair güçlü birer kanıt olmuştur.

Woodbridge Ufo Olayı

Askeri personel tarafından rapor edilen UFO olaylarının en çok sansasyon yaratanlarından biri olan Woodbridge olayı, 26-31 Aralık 1980’de, İngiltere’nin Suffolk şehrinde bulunan Amerikan Hava Kuvvetleri (USAF) Üssü ve hemen yakınındaki Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) Woodbridge Üssü civarında, Rendlesham ormanında meydana gelmiştir.

Olaya bir çok askeri görevli tanık olmuş, üst düzey yetkililerin uzaylılarla iletişim kurdukları söylenmiş; olay başından sonuna kadar hem fotoğraflanmış hem de filme alınmıştır. Yine de olay hakkında en etkileyici kanıt, dönemin RAF Woodbridge Üssü Komutan Yardımcısı Yarbay Charles Halt tarafından yazılan rapordur. Halt’ın olay hakkındaki bu resmi raporu (altta) 13 Haziran 1981’de Savunma Bakanlığı’na sunulmuştur. Halt’ın resmi raporuna göre, 27 Aralık 1980 gecesi saat 01.00 civarında, Norfolk’taki RAF Wharton Üssü radarları Kuzey Denizi’nin üzerinde tanımlanamayan bir cismin uçtuğunu belirledi.

Bu cisim Rendlesham Ormanı yakınlarında radar ekranlarından kayboldu. Aynı sıralarda, USAF Üssü’ndeki iki güvenlik devriyesi, RAF Woodbridge Üssü’nün arka kapısında "olağandışı ışıklar" gözlemlediler. Bunun bir uçak kazası olabileceğini düşünen devriyeler, kapıya giderek araştırma yapmak için izin istediler. Görev başındaki uçuş şefi gereken izni verdi ve üç devriyeyi olay yerine gönderdi. Devriyeler ormana yaklaştıklarında telsiz bağlantıları kesildi ve tuhaf ışıklar saçan bir cisim göründü. Metalik görünümlü ve üçgen şeklindeki bu cisim yaklaşık 2 metre uzunluğundaydı. Tabanı 2-3 metre genişliğinde olan cisim, tüm ormanı beyaz bir ışıkla aydınlatıyordu. Tepesinden kırmızı alt tarafından ise mavi ışıklar çıkmaktaydı. Önce havada asılı durmaktaydı daha sonra alçalarak ayakları üstüne yere kondu. 

Devriyeler ona doğru yaklaşınca ağaçlara doğru bir manevra yaparak yükseldi ve gözden kayboldu. Cisim, bir saat kadar sonra üssün arka kapısı yakınlarında yeniden ortaya çıktı. Ertesi gün yapılan araştırmalarda, UFO’'nun gece durduğu yerde 1.5 inç derinliğinde ve 7 inç çapında üç tane çukur oluştuğu görüldü. Bir sonraki gece olay yerinde yapılan radyason ölçümleri, Beta/Gamma oranlarının bu üç çukurda ve çukurların oluşturduğu üçgenin merkez noktasında normalain çok üstünde en üst seviyeye çıktığını gösteriyordu. Bu ölçümlere göre, cismin bulunduğu yer normalden 25 kat daha fazla radyasyon taşımaktaydı. Olay yerinde geniş çaplı araştırma başlatıldı ve bazı toprak örnekleri incelenmek üzere toplandı. Fakat bu konuda yapılan araştırmaların analiz sonuçları hiçbir şekilde açıklanmadı.
Şahitler; Onlarca Resmi Yetkili:

UFO’lar o gece geç saatlerde, RAF Woodbridge üssünün doğu kapısında tekrar ortaya çıktılar. Normalde tanınmayan ışıkların yerini belirlemek için kullanılan projektörler çalışmıyordu. Yarbay Halt askerlerine “Gidip bu işi çözelim”, dedi. Askerlere dürbünler, radyoaktivite ölçüm araçları, mikrokaset kayıt cihazları ve kameralar dağıtıldı. Halt ve ekibi doğu kapısına vardıklarında hareketlilik çoktan başlamıştı; ormandaki donuk ışığı görenler arasında Yarbay Halt da vardı. Halt, turuncu renkte bir küre'nin, sanki birileri tarafından idare ediliyorcasına, ağaçların arasına girip çıktığını gözlemledi.

Halt raporunda ikinci günkü gözlemleri şöyle anlatmaktadır: “Ağaçların arasında kırmızı, güneşe benzer bir ışık görülmekteydi. İlerleyen bu ışık bir noktadan sonra etrafa ışıldayan partiküller saçmaya başladı, ardından da beş ayrı beyaz cisme bölündü ve gözden kayboldu. Hemen ardından gökyüzünde üç tane yıldız benzeri büyük cisim görüldü. İkisi kuzeyde, biri güneyde olan bu cisimler hızla ve keskin açılar yaparak ilerliyor ve kırmızı, yeşil ve mavi ışıklar saçıyorlardı.


Kuzeydeki iki cisim oval biçimliydi, fakat daha sonra tam daire haline gelerek 1 saat ya da daha fazla süre gökyüzünde kaldılar. Güneydeki cisim ise 2-3 saat boyunca gözlemlenebildi, arada bir aşağı doğru ışınlar gönderiyordu. Pek çok resmi kişi, aşağıda imzası bulunanlar da dahil olmak üzere, bu olaylara tanıklık etmiştir.” 

Halt bu UFO olayının büyük bir bölümünü küçük bir kasete kaydetmişti. Ertesi gün amirlerine olay hakkında detaylı bilgi verdi, fakat amirleri ona: “Bu İngiltere’nin meselesidir”, diye cevap vererek onun daha fazla açıklama yapmasını engellediler. İlginçtir ki, Savunma Bakanlığı Halt’la konuşmak ve olay hakkında bilgi almak için hiçbir girişimde bulunmamış ve olay hakkındaki soruları yanıtlamaktan kaçınmıştır. 

Olaya şahit olan Woodbridge üssündeki diğer görevliler, USAF güvenlik görevlisi Çavuş Larry Warren, Havacı John Burroughs ve Komutan vekili Çavuş Adrian Bustinza, sonradan verdikleri ifadelerde Halt’la hemen hemen aynı şeyleri anlatmışlar ve UFO gözlemini doğrulamışlardır. Bu görevliler, olay günü ormanda üçgen biçiminde ve ayakları üstünde duran bir cisim gördüklerini, bu cismin daha sonra havalanarak ormanın üzerinde asılı kaldığını rapor etmişlerdir.