Yunan Mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yunan Mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2013 Pazartesi

Pelops - Pelops Tahtı

Pelops
Pelops, "Frigyalı", hatta "Frigya Kralı" olarak anılan, Frigya ülkesinin en batı ucunda, İzmir-Manisa arasındaki Spil Dağı ve Yamanlar Dağı çevresinde, dağ ile aynı adı taşıyan, ancak günümüze pek az izi erişmiş Sipylus kenti merkezli olarak, muhtemelen MÖ 12. yüzyılda hüküm sürmüş yerel bey Tantalus'un ve eşi Dione'nin oğlu, Niobe'nin erkek kardeşidir. Hakkındaki anlatı şeklinde günümüze ulaşan bilgiler eski Yunan mitolojisi yolu ile olmuştur.

Çağı, tarihsel kişi ve olayların efsane ve anlatılara yansımalarını ve özellikle Batı Anadolu'da Hitit/Luvi/Frig/Lidya kültürlerini ayrıştırmanın zor olduğu bir dönem olmakla birlikte, anayurdu kendisinden birkaç yüzyıl sonra Lidya uygarlığının doğacağı bölge olduğundan, bazı kaynaklar, Pelops'u, ve dolayısıyla Tantalus ve Niobe'yi, Lidyalı kabul etmek için sağlam bir zemin bulunduğu sonucuna varmışlardır.

Efsaneye göre, Tantalus oğlu Pelops'u Tanrılara kurban etmiş ve etini onlara yedirmişti. Tanrılar bunu farkedince Pelops’u yeniden yaşama döndürdüler ve Tantalus'u cezalandırdılar. Pelops daha sonra Pisa kralı Oenomaus’un kızı Hippodameia ile evlendi.

Anadolu'lu Pelops Spil’den çok büyük bir servetle Yunanistan’a gitmiş ve orada onu Kral yapmışlardı. Mora Yarımadası'nın Batı dillerindeki ismi olan Peloponnese Pelops'un isminden gelir. Bazı kaynaklar, kurduğu hanedanda kendisinden sonra gelen oğlu Atreus'u, Hitit Kralı III. Hattuşili'nin saltanatı sırasında (M.Ö. 1275-1250) Batı Anadolu sahil şeridine akınlar düzenlediği, Hitit kayıtlarına geçmiş Ahhiyalı Attarsiya ile ilişkilendirirler.


Spil Dağı, Yarıkkaya mevkiinde "Pelops'un Tahtı" şeklinde adlandırılan ve varsayım bazında da olsa Pelops ile ilişkilendirilen, Frig kült sanatının izlerini taşıdığı ve evvelce bir heykelin yerleştirilmiş olması muhtemel bir "oturak" veya "sunak" bulunmaktadır.

30 Haziran 2013 Pazar

Poseidon

Poseidon Heykeli
Poseidon, Yunan mitolojisi'nde denizler, depremler ve atlar tanrısı. Kronus ile Rheia'nın oğlu. Zeus ve Hades'in kardeşi. Roma mitolojisi`nde Neptün (Neptunus) olarak bilinir. En önemli silahı üç dişli bir yabadır ve bu yabayı yere vurduğunda depremler meydana gelir.

Poseidon hırs ve gücü temsil eder. Poseidon'un hırsı Atlantis'in yok olmasına sebep olmuştur. Bunun nedeni ise dünyanın en mükemmel şehrini inşa etme arzusudur. Karanlığın ve İşkencenin tanrısı olan Gorgos'la ölümüne savaş içindedir. Karanlığın ve işkencenin tanrısı olan Gorgos, Zeus'u kıskanmaktadır.

Bu yüzden Olimpos'ta kargaşa ve kaos yarattığından güçleri bir taşa hapsedilerek ve 1 şart koyularak serbest bırakılmıştır. Bu şart ise ne zaman birini öldürmek üzere olsa ona bir dilek hakkı vermektir. Fakat o bu dilekleri çok iyi inceleyerek onu dileyenin alehine bir şekilde gerçekleştirmektedir.

Poseidon Dorlar'ın göçlerinden önce Peloponnesos ile Boiotia'da saygı görürdü. Üç dişli yabası ile denizleri allak bullak eder, karaları sarsar, depremler yollardı. Bunun için Poseidon'a Enosikhthon ile Gaeiokhos (yerin altında yürüyen) de denir. Ayrıca atların da tanrısıydı; En eski efsanelerde sık sık at şeklinde tasvir edilir. Pegasus, Poseidon ile zorla sahip olduğu Medusa'nın çocuğudur. Poseidon Şerefine tertiplenen araba yarışları içinde,Korinthos'ta yapılan İsthmia yarışarı en meşhurlarıdır. Atina'da ki Erekhteion'da, Poseidon'la Athena arasında ki yarışın izleri görülür; Poseidon, üç dişli asasını vurunca kaya da koca bir yarık açılmıştır. Zeus'un kızı olan Athena'ya Atina'da yenilmiştir.

Yüceliğine uygun bir şekilde, Zeus'un kardeşi olan Poseidon, Amphitrite ile evlenmiştir. Amphitrite deniz dibi tanrıçasıdır. Poseidon'un oğullarından biriAmykos'tur. Bebryklerin kralıdır.

Ülkesinin kıyılarına gelen yabancıları yumruk dövüşlerine zorlar, yenilenleri öldürür. Argonautlar, Bebryk'ler iline geldiklerinde Amykos Polydeukes'e yenilir ve artık tehlikesiz bir hale gelir.

Poseidon'un bir diğer oğlu Kyknos'tur. Akhilleus tarafından Troya önlerinde öldürülmüş ve babası tarafından kuğuya dönüştürülmüştür. Babası TitanKronos'tur. Zeus'u tahttan indirirken diğer tanrı ve tanrıçalardan yardım almıştır. Zeus'u altın ağla yakalamışlardır. Fakat Zeus bu ağdan kurtulmayı basarmıştır.

Poseidon kültürü, Türkiye'de çok yaygın olmamasına rağmen, en önemli merkezlerinden biri olan Panionion, Aydın'a bağlı Dilek Yarımadasındadır. Panionion'nun önemi Poseidon'a adanmış bir tapınağın olması ve bölgenin, Anadoludaki, en güçlü yunan-kent birliği olan İyon Birliğinin kültürel merkezi ve geleneksel festival alanı olmasıdır.

Türkiye'de Poseidon ile ilgili veya Posedion inancının olduğu yerler;


Katakekaumene (Yanık Topraklar), Frigya yakınlarında iç kısımlarda bulunan bu bölgede Poseidon inancının yerleşmesi deniz ile ilgili değil, bölgenin sismik olarak hareketli olması ve Posidon'un yeri sarsan tanrı olarak deprem nedeni olarak görülmesidir.

Milet, Poseidon Helikonios (Yunanistanda bir antik kent olan Helike'ye ithafen "Helike şehrinden gelen" anlamında)


Mylasa
Panionion, Poseidon Helikonios
Priene , Poseidon Helikonios
Teos, Poseidon Helikonios

Ayrıca Yalova'ya bağlı Armutlu ilçesinin bulunduğu burun "Posidium Burnu" olarak adlandırılır.

Anteros

Anteros
Anteros Kimdir? Mitolojide Anteros: Aşk tanrısı Eros'un karşıtı olan tanrısal varlık. Ares ile Afrodit'in çocuğudur. Seveni baht eden, sevgiye karşılık veren anlamına gelir.

Bir diğer yoruma göre ise, katı yürekli ve de duygusuz olan Anteros, doğa dışı sevgileri önleyerek düzeni sağlar. Korkunun ve korkma duygusunun tanrısı olan Phobos ile kardeştir.

Prometheus

Prometheus
Prometheus, Hesiodos'a göre İapetos'la ve Klymene'nin oğlu ve Atlas, Menoitios ve Epimetheus'un kardeşidir. Bazı metinlerde Prometheus'un annesi Asia ve kardeşi Athos olarak gösterilir.

Prometheus, öteki kardeşleri gibi, tanrısal düzene kafa tutmuş, karşı çıkmış ne var ki öteki kardeşlerinden farklı olarak sonunda insanoğlunu yaratarak ve onlara ateşi (yaratıcılığı, bilimi, uygarlığı) vererek bu düzeni değiştirmeyi başarmıştır.

Olympos Tanrıları'nın kuvvet ve kudretine karşılık, Prometheus'da kurnazlık ve zeka vardır. Titanların isyanları sırasında tarafsızlığını korumuş ve başkaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus'un gözüne girmeyi başarmıştı. Zeus onu Olympos'daki ölümsüzlerin arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kin besliyordu. Dedelerinin öcünü almak için, kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan ilk insanı yarattı. Sonra onun acizliğine acıyarak, Hephahistos (Ateş Tanrısı) alevler saçan ocağından bir kıvılcım çaldı ve insanlara armağan etti. Bunun için Tanrı Zeus tarafından Kafkas Dağında zincire vurulmuş ve Prometheus Desmotes (zincire vurulmuş Prometheus) adıyla anılmıştır. Tanrılarca görevlendirilen bir kartal(bazen akbabayla karıştırılır) sürekli olarak, her gece yeniden oluşan karaciğerini kemirmektedir. OnuKafkas dağının tepesindeki bu işkenceden Zeus'un oğlu yarı tanrı, ölümlü Herakles kurtarır. Prometheus; "Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur" der, böylelikle insanlığa özgürlüğün yolunu göstermiş olur.

Bu arada Zeus, kendisini hiçe sayan insanlara da bir ders vermek için, Hephaistos'a su ve balçıktan ilk bakirenin heykelini yaptırdı ve kalbine ruh yerine Prometheus'un ateşi çaldığı yerden aldığı bir kıvılcımı koydu ona Pandora ismini verdi. Onu insanlara yollarken eline verdiği kutuda ise tüm kötülük ve ızdıraplar vardı. Zeus böylece insanlardan da intikamını aldı.

Zincire vurulmasındaki asıl neden Zeus'un ondan korkuyor olmasıdır. Geleceği görme yetisi olan bir titan'dır ve bu yetisini kullanarak Zeus'un Kronos'u tahttan indirmesine yardımcı olmuştur. Gelecekte de Prometheus'un bu özelliğini kendisinin tahttan düşürülmesi için de kullanacağından korkan Zeus, Prometheus'un ateşi (bilgiyi) çalarak insanlara vermesi ile ondan kurtulmak için gerekli fırsatı elde etmiştir. Bu işkence 30000 yıl sürmek üzere planlanmıştı, fakat Herkül'ün onu serbest bırakmasıyla Prometheus kendisinin karaciğerini her gün yiyen kartalı buldu ve öç olarak Zeus'un Prometheus'u cezalandırmakla görevlendirdiği kartalın karaciğerini yedi. Zeus bu şekilde cezasını sonlandıran Prometheus'u affetti ve tekrar ölümsüzler arasına aldı.

Atlas - Titanlar

Atlas
Atlas, Yunan mitolojisinde Iapetos ile Klymene'nin 13 çocuğundan en güçlü olanıdır. Olympos’a saldırdığı için Zeus tarafından gök kubbeyi omuzlarında taşımakla cezalandırılmıştır. Bu mitolojik dayanakla tıpta kafatasını taşıyan ilk omura da atlas adı verilmiştir. Eski bir hikâyede Herkül ile aralarında geçen olay şöyle anlatılır:

Tanrıların kralı Zeus Atlas'a çok kızmıştı.Bunun nedeni Atlas'ın koca tanrı Zeus ile savaşmak istemesiydi. Koca tanrı, Atlas'a büyük bir ceza verdi;Atlas,sonsuza kadar Dünya'yı sırtında taşımalıydı!


Bu yorucu görevden kurtulmak isteyen Atlas, Herkül kendisinden yardım isteyince sinsice bir plan yaptı. Herkül bir bahçede bir ejderhanın koruduğu üç altın elmayı ele geçirmek istiyordu.Atlas,Herkül'e kendisi dönünceye kadar Dünya'yı sırtında taşırsa elmaları ona getireceğini söyledi.Atlas elmaları aldı ve geldi. Herkül'e: -Sen taşımaya devam et! dedi. Bunun üzerine Herkül taşımayı kabul etti ama sırtına bir omuzluk yerleştirene kadar birkaç dakika Atlas'ın tutmasını istedi. Atlas Dünya'yı alır almaz Herkül kaçtı ve Atlas kandırıldığını anladı.Bazı hikâyelerde gök gürültüsünün Atlas'ın Herkül'e haykırışı olduğu anlatılır.Atlas omuzlarında dünyayı değil gökkubbeyi taşır

Titanlar Olimposlulara karşı isyan edince Zeus, Atlas’ı gökyüzünü taşıma cezasına çarptırdı. Bununla birlikte, Atlas çoğunlukla küre şeklinde bir şey taşırken tasvir edilir, en mükemmeli de Flaman Mercator’un toplu halde yayınlanan haritalarının kapağında kullanılanıdır. Daha yakından bakılırsa bu kürenin aslında Dünya değil, gökkubbe olduğu görülecektir. Ayrıca Mercator, kitabının adını Titan’dan değil, ilk kez “göksel” küreyi (“yerküre”nin aksine) ürettiği kabul edilen (dağlara da adını vermiş olan) efsanevi filozof, Moritanya Kralı Atlas’tan almıştır.

28 Haziran 2013 Cuma

Agamemnon

Agamemnon
Agamemnon, Yunan mitolojisinde Miken Kralı, Sparta Kralı Menelaos’un büyük kardeşi, orduları Truva (Troya) savaşına götüren kumandan. Atreus veAerope’nin oğludur. Yunan orduları Avlid’de Truva’ya yola çıkmak için toplandıklarında hiç rüzgar olmadığı için Agamemnon Av Tanrıçası Artemisrüzgarları serbest bıraksın diye kızı Iphigenia’yı kurban verdi.

İphigenia, kurban olarak kesileceği sırada Artemis, bir dişi geyik göndererek kızın yerine onu kurban ettirtti ve kızı Artemis tapınağına rahibe yaptı.

Böylece Artemis rüzgarları serbest bıraktı. Truva savaşında kazanılan zaferden sonra Agamemnon güzel Kasandra’yı da yanına alıp evine döndü. Agamemnon'un kızları Iphigenia'yı öldürmesini ve Cassandra'yla dönmesini sindiremeyen, Agememnon’un karısı Klytaimnestra sevgilisi Aigisthos ile birlikte Agememnon’u öldürdüler. Oğlu Orestes sonradan babasının intikamını aldı ve annesi ile sevgilisini öldürdü.

23 Haziran 2013 Pazar

Themis - Yunan Tanrıları

Themis
Themis Kimdir? Mitolojide Themis: Yunan mitolojisinde Uranüs ve Gaia'nın kızı olan adalet ve düzen tanrıçasıdır. İlahi adaletin tecessümüdür. Zeus'un Metis'ten sonraki ikinci karısıdır. Babaları Zeus olan, Horae ve Moirae'nin annesidir.

Kendisi öfkeli veya cezalandırıcı değildir. Ona yeteri kadar saygı gösterilmediğinde veya adaletsizlik yapıldığında, o sessiz kalır ve onun yerine Nemesis gerekli karşılığı, cezayı verir. Themis, aynı zamanda kâhindir, kehânet gücü vardır, kehânet yeri olan Delphi tapınağını o inşa etmiştir.


İlk dönemlerde tam zıddı olduğu Eris ile beraber ve benzer resmedilmiştir. Son dönemlerde ve daha sonraki çağlarda ise gözleri bağlı elinde bir terazi ile resmedilmiştir. Roma mitolojisindeki Iustitia (ilahi adaletin tecessümü) Themis'in roma mitolojisindeki karşılığıdır denilebilir.

Themis, doğada, mevsimlerin, yılların ve sanatların düzenini sağlayan bir Tanrıça üçlüsüyle canlı varlıklar arasında yaşamla ölüm dengesini kuran bir Tanrıça, bir Tanrısal varlıktır. Themis, yasadır, kuraldır. Ama gelip geçici bir yasa değil, Tanrılar dünyasında da insanlar dünyasında da değişmez evrensel ve ölümsüz doğa yasasıdır. Tanrısal yasadır, onun karşıtı insansal yasa ise Nomos Nemesis'dir.

Themis, Olympos’ta yaşar, Tanrıların toplantılarına başkanlık eder, Olympos'taki düzeni o korur, Homeros’u da tanır, bilir onu, Hera ile Zeus’la konuştuğunu gösterir İlyada’da, ama çok söz edilmez Themis ten, efsanesi, öyküsü yoktur, Her yerde her zaman vardır. Ürettiği, tanrısal varlıklarla sürdürür etkisini, bu varlıklarlarda Tanrılardan daha güçlü oldukları için ehramın tepesinde oturur gibidir Themis. Adı da koymak, yerleştirmek, oturtmak anlamına gelen bir kökten türemiştir .

Kısaca belirtmek gerekirse; “Kılıç” adaletin verdiği cezaların caydırıcılığını ve gücünü, “Terazi” adaleti ve bunun dengeli bir şekilde dağıtılmasını simgeler. “Kadın” ve “Bakire” olması bağımsızlığı ifade eder. Ayrıca kadının gözü bağlıdır. bu da tarafsızlığını simgeler.Hukukun evrensel ilkelerini simgesel olarak taşıdığı için Themis heykeli adaleti en iyi şekilde ifade etmektedir.

10 Haziran 2013 Pazartesi

Tartarus (Tartaros)

Tartarus (Tartaros), Yunan mitolojisi'nde, hem bir tanrı hem de yeraltında bir yer adıdır. Ünlü şair Hesiodos'a göre ağır bir demirin cennetten dünyaya düşmesi dokuz gün almaktadır. Şaire göre, bir dokuz gün daha sonra ölüler diyarının en altında, Hades'in bile en uzağında yer alan Tartaros'a ulaşılır.

İlyada'da Tartaros'la Hades'in arasındaki uzaklığın dünyayla cennet arasındaki uzaklıkla aynı olduğu söylenmiştir. Üç kat geceyle kaplı bir bronz duvarın içinde durmakta olan Tartaros, evrende oluşan ilk varlıklardandır.

Yerleşiklerinden kiklopların gözcüsü buranın üstünde ikamet ve bekçilik eden intikamcı yarı yılan kampenin Zeus tarafından yok edildiğine rivayet edilse de, cesetlerin etini iliklerine kadar yiyip bitiren korkunç demon Eurinomus muhtemelen halen oradadır.

Yunan mitolojisine göre cehennemdir. Katiller, günahkarlar,tanrılara karşı çıkmış olanlar ve bunun gibileri yeraltının en dipteki katmanı olan Tartaros'a mahkûm edilir. Tartarosa'da hükmeden kişi Hades'tir bu diyar ölülerin mekanı olmasına rağmen yeryüzünden girilebilir lakin burayı korkunç 3 başlı köpekCerberus korur. Bu konuyla ilgili Orpheus hikâyesi vardır: Orpheus, gelmiş geçmiş en büyük lir sanatkardır.


Karısı Eurydike'yi herşeyden çok sever, lirinden bile. Ancak gün gelir, Eurydike ölür. Orpheus bu acıya dayanamaz ve karısını kurtarmaya karar verir. Ancak bu iş onun için zor olacaktır, karşısında hem ölülerin efendisi Hades, hem onun eşi Persephone, hem de bekçi Cerberus vardır. Ama öyle sever ki Eurydike'yi onu kurtarmak için her şeyi göze almıştır. Yeraltı dünyasının geçidini bulur, aşağı iner. Hades'in ve Persephone'nin karşısına çıkar.

Konuşarak onları ikna edemeyeceğini bildiğinden tanrılara lir çalmaya başlar. Hades ve eşi o kadar etkilenir ki çaldığı lirden ona izin verirler. Öyle bir şarkıdır ki bu Cerberus'u sakinleştirmiştir. Hades, Orpheus ile bir anlaşma yapar. Karısının gitmesine izin verecektir ama bir şartla: Orpheus ölüler ülkesi'nden çıkmadan ona bakmayacaktır yoksa Eurydike'nin ruhu sonsuza kadar kaybolacaktır. Orpheus kabul eder ve yola çıkar eşiyle. Ona bakmaması gerektiğinden Orpheus önden gider, lir çalarak. Çıkışa çok yaklaştığında kimine göre emin olmak için, kimine göre karısının çığlığını duyduğu için, kimine göre de sadece bir ses duyduğu için dönüp geriye bakar ve eşiyle göz göze gelir. Eurydike'nin ruhu sonsuzluğa karışırken eşini bir daha kaybeden Orpheus iyice kahrolur. Yaşayanların Dünyası'na döndüğünde kahrından fazla dayanamaz ve o da hayatını kaybeder. Eşi ile buluşup buluşmadıklarına gelince, bazıları onların buluşup sonsuza dek mutlu olduklarını söyler, bazıları da Orpheus'un lir çalarak eşini her yerde aradığını rivayet eder.

"Kim bilirdi yaşamın en ölüm olduğunu, ölümünde en yaşam... duymuştum birkez, yaşayan ölülerdik biz, ve bedenimiz en tabutumuz." (Socrates. Plato, Gorgias 492e)

Geryoneus (Geryones, Geryon)

Geryoneus
Geryoneus Kimdir? Mitolojide Geryoneus: Chrysaor ve Callirhoe'nun oğlu, ve Batı Akdeniz'de Erytheia adasında hüküm sürmekte olan korkunç bir titandı. Geryoneus 3 başa, 6 adet kola ve 3 adet ayrı vücuda sahip bir savaşçı görünümündeydi.

Cerberus'un kardeşi olan 2 başlı Orthrus isimli bir çoban köpeğine, ve sahip olduğu muhteşem kırmızı sığırlarına çobanlık eden Eurytion isimli bir hizmetkara sahipti.

Herkül onuncu görevi, Erytheia'da bulunan ve Geryoneus'a ait olan kırmızı sığırları Atina'ya getirmekti. Bu zorlu görev öncesi çok sıcak Libya Çölünü geçmek zorunda olan Herkül, çöl'de yol alırken, sıcaktan çok sinirlenir. Bunun üzerine Güneş'e (Helios) ok atıp sinirinin geçmesini sağlamaya çalışan Herkül'e, Helios bu cesaretine duyduğu takdirden ötürü, Herkül'e altından bir kayık hediye eder. Herkül bu kayık ile Akdeniz'de yol olarak Erytheia adasına ulaşır.

Adaya çıktıktan sonra ilk olarak çoban köpeği Orthrus ile karşılaşan Herkül hayvanı, zeytin ağacından yapılma sopası ile öldürür. Orthrus'un ardından, çoban Eurytion'u da aynı şekilde devredışı bırakan Herkül'ün karşısına en son olarak Geryoneus çıkar.

Hidra kanına bulanmış oklarından biri ile Geryoneus'u alnının ortasından vuran Herkül, Korkunç titan'ın acı bir bağırışı ile ölmesine tanıklık eder. Bundan sonra, Eurystheus'a götürmek üzere, sığırlarla birlikte yola çıkan Herkül, İtalya'daki Aventine Tepesi yakınlarında mola verip uyuduğu sırada, sürünün bir kısmı Cacus tarafından çalınır. Sürünün geri kalanı ile yoluna devam eden Herkül, yolda bir mağara girişine geldiğinde, mağaranın içerisinden dışarıdaki hayvanlara gelen çağrıları duyar. Bunun üzerine mağaraya giren Herkül, Cacus'u mağaranın içerisinde öldürerek, çalınan hayvanları tekrar sürüye katar.

Atina'ya olan yolculuğu esnasında, Hera'nın gönderdiği dev bir at sineği tarafından korkup dağılan hayvanları toplamak için bir yıl daha vakit harcayan Herkül, yine Hera tarafından yol üzerinde suları yükseltilmiş olan bir nehri aşmak için de, nehrin bir kısmını taşlar ile doldurarak sığ bir alan oluşturur ve sığırların bu kısımdan geçmesini mümkün kılar.

Uzun uğraşlar sonunda sürüyü Atina'ya ulaştıran Herkül, sığırları Eurystheus'teslim eder. Eurystheus ise hayvanların tümünü Hera'ya adak olarak kurban eder.

Kyreneia Geyiği (Kyrenitis)

Kyreneia Geyiği
Kyreneia Geyiği (Kyrenitis) adlı büyük geyik, Ay ve Avcılık Tanriçası Artemis'in kutsal hayvanıdır. Altından boynuzları ve bronz'dan toynakları ile eşsiz olan ve yaydan çıkmış bir ok'tan daha hızlı koştuğu söylenen geyik dilden dile dolaşan efsanevi bir hayvandı.

Herkül'ün 12 görevi arasında 3. sırada yer alan Kyreneia Geyiği'nin yakalanması, gerçekleştirilen ilk 2 göreve göre çok daha zorlu bir vazifeydi.


Bu görevleri Herkül'e veren Eurystheus'un, Herkül'ün ilk iki görevinden başarı ile dönmesi neticesinde kızgınlığı artmış ve çeşitli tehlike ve badireleri atlatan Herkül'e, bu sefer çok daha zorlu bir görev olan Kyreneia Geyiğini canlı olarak yakalama görevini vermiştir.

Geyiği bir sene boyunca Yunanistan ve Trakya'da takip eden Herkül, geyiği yorulup bir su pınarı başında dinlenirken yakalamış, kaçmak hiçbir gücü kalmayan geyik, çaresiz Herkül'e boyun eğmiştir.

Eurystheus, bu görevde, Herkül'ün geyiği yakalaması sebebiyle, Artemis'in gazabından kurtulamayacağını planlamış, fakat bu plan Herkül'ün ; Artemis ve Apollo ile dönüş yolunda karşılaşıp, durumunu anlatıp, merhamet dilemesi ve geyiği geri getireceğini dair söz vermesi ile suya düşmüştür.

Herkül, Eurystheus'un yanına gelip, geyiği kral için getirdiğini söylemiş, kral geldikten sonra, geyiği tam Eurystheus'e teslim etme sırasında ipini erken salıvermiş, göz açıp kapayıncaya kadar kaçan geyik ise Tanrıça Artemis'e geri dönmüştür. Herkül bunun üzerine kral'a, Eurystheus'un yeterince hızlı olmadığını ve bunun onun hatası olduğunu anlatarak, hem görevini başarı ile bitirmiş hem de Artemis'e verdiği sözünü yerine getirmiştir.

Hesperidler - Hesperidlerin Bahçesi

Hesperid
Mitolojide Hesperidler ve Hesperidlerin Bahçesi

Hesperidler, güneşin battığı yerin perileri, Yunan mitolojisinde nemfler yani periler. Gecenin yani Nyks'in kızlarıdır. Bahçeleriyle ünlü Hesperidlerin bahçelerinin tam olarak nerede olduğu Antik Çağ yazarları arasında tartışma konusudur. Stesichorus ve Strabo'ya göre Hesperidler İber Yarımadası'nın güneyinde Tartessos'da bulunurlardı.

Hesperidlerin üç periden oluştuğu söylenmektedir ama çok eski bir rivayete göre Hesperidler dört periden oluşuyordu. Hesperidlerin Gece yani Niks ile Karanlık yani Erebusun çocukları olduğu rivayet edilirdi. Bununla birlikte Atlas veya Zeus gibi farklı mitolojik figürlerin çocukları olarak da belirtilmişlerdir.

Hesperidlerin Bahçesi

Hesperidlerin bahçesi altından elma meyveleri veren ağaç ile bilinmekteydi. Hera bu ağacı Gaia'nın kendisine düğün hediyesi olarak verdiği meyve ağacı dallarından yetiştirmiş, Hesperidleri de bu ağaçlara bakma görevini vermiştir. Hesperidlerin bu ağaçlara yeterince sahip çıkamayacağını düşünen Hera ayrıca yüz başlı ejderha Ladon'u da bahçeye bekçilik yapması için buraya getirmiştir. Ladon'un bir diğer özelliği ise pençelerinin zehirli olmasıydı.


Herakles'in Onbirinci Görevi

Herkül onbirinci görevine gelene kadar gerçekleştirdiği tüm görevlerde ya ilahi şekilde tanrılardan ya da çevresindekilerden aldığı yardımlar nedeniyle,Eurystheus bu görevlerin hiçbirini geçerli saymamış fakat, bu on görevinde yerine geçebilecek yeni iki adet görevi Herkül'e vermiştir. Bunlardan ilki Hesperid'lerin bahçesinde bulunan altın elmalardan getirme görevi idi.

Herakles bu bahçenin yerini bilmediği için, ilk önce şekil değiştirme konusunda usta olan deniz tanrılarından Nereus'u yakalamış, ve bahçenin yerini öğrenmiştir.Bahçe yolunun üzerinde yenilmez savaşçı Antaios ile karşılaşan Herakles, Antaios'un yoluna gelen herkes ile güreşmesi geleneği neticesinde, onunla güreşe tutuşmuştur. Annesi Gaia'ya yani toprağa ayağı değdiği takdirde hiçbir zaman yenilgiye uğratılamayan Antaios'u ; Herakles onu bir ağaç dalına asarak öldürmeyi başarmıştır.

Hesperidlerin bahçesine geldiğinde, gök kubbeyi sırtında taşıyan ve Hesperidlerin babası sayılan Atlas ile karşılaşan Herarkles, Atlas'ı elmaları bahçeden çalmak konusunda ikna eder. Kendi ağır yükünü Herakles'e devir etme karşılığında elmaları çalan Atlas, geri döndüğünde, bu yükü tekrar sırtlamak konusunda çok istekli değildir. Tam bu sırada Herakles, taşıdığı gök kubbenin sırtına tam olarak yerleşmediğini ve biraz kaydığı şeklinde Atlas'ı kandırır ve fırsattan istifade ederek, elmaları alıp, Atlas'a ağır yükünü tekrar iade eder. Daha sonrada elmaları Atina'ya götürmek amacı ile yola koyulur.

Stymphalian Kuşları

Stymphalian Kuşları
Mitolojide Stymphalian Kuşları: Savaş Tanrısı Ares'in evcil hayvanları olarak anlatılan Stymhalian Kuşları, insan yiyen efsanevi mitolojik canavarlardı. Herkül'ün 12 görevinden altıncısı, bu kuşları yerleşip etrafa önemli zararlar verdikleri, Stymphalia Gölü bölgesinden kovmaktı.

Pirinçten yapılmış pençeleri, keskin metalden yapılma tüyleri olan bu hayvanlar, insanlara bu silahları ile saldırıp onları avlıyorlar, ya da o çevredeki tarlalara veya meyva bahçelerine zarar veriyorlardı.

Kuşları sık ormanlarla kaplı Stymphalia Gölü Bölgesinden görüp okla vurmak cok zor olduğu için, Herkül kuşları sık ağaçların arasında göremiyordu. Tam bu sırada yine ilahi kudretlerin araya girmesi ile Herkül, Athena ve Hephaistos'tan ufak bir yardım almış, bu tanrıların onun için özel olarak ürettirdiği çıngırakların çıkardığı sesler ile kuşların bulundukları ağaçlardan kaçmasını sağlamış, daha sonra zehirli okları ile kuşların birçoğunu öldürmüş, kaçanlar ise bir daha geri dönmemek üzere uzak diyarlara kaçmışlar, bir daha da izlerine hiçbir yerde rastlanmamıştır.

Gorgonlar

Gorgon
Gorgonlar,  Yunan mitolojisinde keskin dişli, saç yerine başlarında canlı yılanlar olan, dişi canavarlardır. Efsaneye göre gözlerine bakanı taşa çevirirler.

Gorgo kökü Yunancada “korkunç, berbat” demektir. Yunan mitolojisine göre Gorgonlar "korkunç", dişi canavarlardır. Deniz Tanrısı, Phorcys ve Ceto'nun kızlarıdır. Sivri köpek dişleri ve saçları yerine de zehirli yılanları vardır. Bazı kaynaklar Gorgonların altın kanatlara ve pirinç pençelere sahip olduğunu da söyler. Tüm özellikleri içinde onların en bilinen ve eşsiz özelliği ise bir Gorgon'un suratına bakmanın o kişiyi taşa çevireceğidir.

Gorgonlar üç kızkardeştirler. Bunlar Medusa, Euryale ve Stheno'dur. Eski Yunan vazo ressamları Medusa ve kardeşlerini canavar formunda doğmuş korkunç yaratıklar olarak resmetseler de beşinci yüzyıldan itibaren heykeltıraşlar ve ressamlar tarafından güzel ve korkutucu olarak tasvir edilmeye başlandı.


Nemea Aslanı

Nemea Aslanları
Mitolojide Nemea Aslanı: Argolis Bölgesinde Nema adındaki vadide yaşayan ve etrafa dehşet saçan bir aslanın adıdır. Bu aslan Herkül (Yunan Mitolojisindeki karşılığı Heracles) tarafından öldürülmüştür.

Nemea Aslanının Typhon ve Echidna'nın çiftleşmesinden bir araya geldiği söylense de , bazı tarihçilere göre Zeus ve Selene'in çiftleşmesinden doğma, ay'dan düşen bir varlık olduğu da zaman zaman belirtilmektedir.

Nemea Aslanını öldürüp, postunu yüzmek, Herkül'e kuzeni Eurystheus tarafından verilen 12 görev içerisinde ilk sırada olandı. Aslan o sıralarda Nemea bölgesine dehşet saçmaktaydı. O zamana ait herhangi bir av silahı ile bu hayvanı öldürmek mümkün görünmemekteydi. Aslan ilk karşılaştığında Herkül, önce bir odun daha sonra ok ve yay ve en son olarak ta bronz bir kılıç ile hayvanı öldürmeye çalışsa da başarılı olamamış, daha sonra aslan ile saatlerce güreştikten sonra kolları ile boğarak öldürmeyi başarmıştır.

Hayvanı uzun bir uğraştan sonra öldükten sonra, saatler boyunca uğraşmasına rağmen, aslanın postunu yüzemeyen Herkül'ün imdadına, yaşlı bir kadın kılığına bürünen Athena yetişir ve Herkül'e bu postu yüzmek için en iyi aletin, aslanın kendi pençeleri olduğunu anlatır. Bu küçük ilahi yardım ile ilk görevini başarı ile bitiren Herkül, Nemea Aslanın her türlü kesici silaha karşı olan postunu daha sonra kendisi için bir zırh gibi kuşanarak diğer görevlerini gerçekleştirirken kullanmıştır.

Girit Boğası

Girit Boğası
Mitolojide Girit Boğası: Yunan Mitolojisinde 2 hikaye içerisinde yer almakta, bunlardan birinde Avrupa'yı Girit Adası'na getiren boğa olarak tasvir edilirken, diğer hikayede Herkül'ün 12 görevi içerisinde yer alan ve Girit adasında halka zarar veren bir canavar olarak tasvir edilmektedir.

Herkül'ün 12 görevi içerisinde 7.sırada gerçekleştirdiği Girit Boğası vazifesinde, Herkül, Girit Adası kralı Minos'tan aldığı izin ile, hayvanı önce yorup daha sonra kolları ile kavrayarak yakalamış ardından Atina'ya, Eurystheus'a ulaştırmayı başarmıştır. Eurystheus'un hayvanı Hera için kurban etmek istemesi üzerine, Hera bunun Herkül'e daha fazla şan ve şöhret kazandıracağını düşünerek reddedip, hayvanın salıverilmesini emretmiştir.

Diomedes'in Kısrakları

Diomedes Kısrakları
Yunan mitolojisi'nde, Diomedes'in kısrakları diye adlandırılan 4 adet at, kontrol edilmesi mümkün olmayan, son derece vahşi ve görünüşleri muhteşem insan yiyen canavarlardı. Ares ve Cyrene'nin oğlu, Trakya Kralı dev Diomedes'e ait bu atları Herkül'ün tek başına yakalaması mümkün değildi.

Bunun üzerine Herkül, ona aşık olan erkek sevgililerinden Abderus'u ve birkaç arkadaşını yardıma çağırarak bu atları yakalar, fakat yolda Diomedes'in saldırısına uğrarlar. Diomedes ile savaşırken, atların kontrolünü Abderus'a bırakan Herkül, Diomedes'i yenilgiye uğratır fakat bu sırada kontrolden çıkan atlar, Abderus'u yiyerek paramparça ederler.

Bunun üzerine çok üzülüp kızan Herkül, Diomedes'i öldürüp, onu kendi atlarına yem eder ve ölen Abderus'un mezarının yanında, Eski Yunan'ın en önemli şehirlerinden biri olan Abdera'yı kurar.

Karınlarını iyice doyuran hayvanlar sakinleşirken, Herkül de onların bu durumu sayesinde kolayca hayvanları Atina'ya ulaştırır ve görevini tamamlar. Eurystheus hayvanların Zeus için kurban edilmesi amacı ile Olympos'a göndermek istemesine rağmen, Zeus bu hediyeleri kabul etmemiş, ve bu hayvanların öldürülmesi amacı ile kurtlar ve aslanlar göndermiştir.

Büyük İskender'in atı olan Bucephalus'un bu atların soyundan geldiğine inanılmaktadır.

Dryadlar

Yunan mitolojisinde ormanlarda yaşayan ağaç perilerine verilen isim olup Yunanca "meşe ağacı" kelimesiyle ilişkilidir. Ormandaki her ağacın bir dryad'ı olduğuna inanılır, ağaçları korumak gibi görevleri vardır.

Dryadlar, diğer ağaç perileri olan hamadryad'lardan farklıdırlar. Dryadlar, insanlarla ilişki kurup, çoluk çocuk sahibi olabilirler. Hamdryadlar'ın ömrü ise yaşadıkları ağaçların ömrü kadardır ve ağaçlarından ayrılamazlar.

Kısacası ağaçla doğup ağaçla ölürler ama aralarında ölümsüz olanlar da vardır, Orpehus'un eşi Eurydike bir dryad’dır. Eski Yunan'da halk arasında dryadlara olan inanış çok yaygındı hatta ağaç kesmek için din yetkililerine başvurup, dryadların bırakıp gittikleri ağaçları seçerlerdi.

Dryadlar, Hamadryadlarla kardeşlerdir, tek farkları hamadrayadlar gibi ölümlülere ceza vermemeleridir.