Meditasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meditasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2013 Pazar

Siddhi Nedir?

Siddhi ya da siddhi’ler paranormal yeteneklerin yoga terminolojisindeki adıdır. "Sidh" sözcüğünden türetilen terim, Sanskrit dilinde "mükemmel yetenekler", "mucizevi güçler" anlamına gelir.

Hindu yogilere göre ruhsal gelişmeyle edinilebilecek bu yetenekler şunlardır: Durugörü, telepati, zihin okuma, levitasyon, materyalizasyon, demateryalizasyon, ideoplasti (kriyashakti, zihinsel yolla maddeyi etkileyebilme), insanüstü dayanıklılık, ölüm anını bilme.

Terimin Pali dilindeki karşılığı "harikulade yetenekler" anlamında kullanılan iddhi’dir (iddhis). Bu paranormal yeteneklerin geçmişte "erenler" adı verilen sufi dervişlerde de görüldüğü rivayet edilir.

Meditasyonun Faydaları

Meditasyonun pozitif etkileri hakkında yazmadan önce, aslında en büyük pozitif etkinin meditasyonun kendisi olduğunu belirtmemiz gerekir. Ancak meditasyon teknikleri, yukarıdaki bölümlerde ifade edildiği gibi, çok çeşitli olduğundan, bu faydaları genellemek doğru olmayacaktır. Örneğin meditasyonun faydaları üzerine en çok bilimsel araştırma yapılan Transandantal Meditasyon(TM)tekniğinin işleyişi, bir çok meditasyon uygulamasından farklıdır.

Bu farklılık araştırmacılar tarafından tekniğin doğallığına bağlanmaktadır ki her meditasyon uygulaması TM tekniğinde bilimsel olarak kanıtlanmış yararların ortaya çıkmasını sağlamaz. Hatta bazı tekniklerin münzevi yaşam şeklini seçmeyen insanlarca uygulanmasının getireceği sonuçlar tam olarak bilinememektedir.

Kişinin meditasyonda hissettiği neşe konumu o kadar derin ve tatmin edicidir ki, kişi herhangi bir başka etkiye bakmaz, kişi sadece kendi iyiliği için meditasyon yapar. Aynı zamanda, meditasyonun yaşamımızın her alanında pozitif bir etkisi vardır. Nedeni, belli bir tür meditasyonu yapan bir kişinin sübtil sistemi (Çakraları ve enerji kanalları) temizlenir ve dengeye gelir ve böylece bütün yaşam dengeye gelir ve mutluluk ve huzurla dolar. Meditasyonun en basit etkisi, sağlığın düzelmesidir. Ancak burada, meditasyonun bir tedavi tekniği olmadığını ya da alternatif tıp olmadığını vurgulamak önemlidir. Her şey çok basittir: sağlıklı olmak için, kişi sağlıklı bir yaşam sürmelidir. Ancak, "sağlıklı yaşam" sadece uygun fiziksel koşullar demek değildir, daha derin anlamda çakraları temiz tutmaya yardım eden bir yaşam şeklidir. Ve meditasyonun yaptığı kesinlikle budur. Çakralar bir kez temiz olduğu zaman, baktıkları kontrol ettikleri organlara yeterli enerjiyi sağlarlar. Ve böylece, organlar sağlıklı hale gelir ve fiziksel rahatsızlıklar kaybolur. Tedavi edilemez diye düşünülen hastalıkların sadece birkaç ay içinde tedavi edilmesine sıkça rastlanır. Aslında, bunda mucizevi bir şey yoktur: meditasyon ve içgözlem (bunlar Sahaja Yoga'nın iki temel yaklaşımıdır) yoluyla kendimizi düzeltirken, açgözlülük, ihtiras, öfke, vb. gibi düşmalarımızdan da kurtuluruz. Çakraların dilinde, bu, çakralarımızın temizlendiği anlamına gelir. Ve, sonuç olarak, kişi fiziksel, akılsal ve duygusal olarak da sağlıklı hale gelir.

Meditasyonun diğer bir pozitif etkisi de, günlük hayatımıza getirdiği dengedir. O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar. Böylece, kişi işte daha başarılı olur ve bu başarı çok sıkı ya da çok fazla çalışarak değil ancak işi daha iyi yaparak kazanılır. Düzenli olarak meditasyon yapan kişi, işinden neşe duyar ve bununla kendinizi tüketmeden başarılı olursunuz. Benzer şekilde, ailemiz ve sosyal ilişkilerimizde gelişir çünkü meditasyon yapan bir kişi diğerlerinde hatalar bulmak yerine kendine bakma davranışını kazanır. Daha da fazlası, böyle bir kişi, diğerlerine karşı daha pozitif bir davranış içinde olur ve onlarla tartışmak yerine insanlara yardım eder.

Meditasyon bütün çakraların açılmasına ve temizlenmesine yardım ettikçe, onların esas kaliteleri kendilerini göstermeye başlarlar. Böylece, kişi, masum, yaratıcı, cömert, korkusuz, sevgi dolu ve affedici hale gelir. Biz hepimiz bu kalitelere sahip olmamız gerektiğini biliyoruz ancak onlar vaaz vermekle ya da kitaplar okuyarak geliştirilemezler. Çakraların temizlenmesi kendi içimizde yer alması gereken gerçek bir süreçtir. Ve, meditasyon sırasında olan da kesinlikle budur. Bu çalışma, kişi meditasyon yaparken yedinci çakraya -Sahasrara'ya yükselen- Kundalini enerjisi tarafından yapılır. Sadece Kundalini yükselip altıncı çakrayı-Agnya'yı geçerken, kişi düşüncelerin üzerinde meditasyon demek olan düşüncesiz farkındalık konumunun içindedir.

19 Haziran 2013 Çarşamba

Falun Dafa (Falun Gong) Nedir?

Falun Dafa (Falun Gong), evrenin karakteristiği olan Doğruluk, Merhamet ve Hoşgörü ilkelerinin rehberliğinde zihinsel ve bedensel gelişimi sağlayan yüksek düzeyde bir uygulamadır.

"Gelişme", bu evrensel ilkeler ile daha iyi uyum sağlamak için devamlı çabalama anlamına gelmektedir. "Uygulama" ise egzersizleri -beş takımdan oluşan öğrenmesi kolay, yumuşak hareketler ve meditasyon- kapsar. Uygulama da kişisel gelişim esasken; egzersizleri yapmak da bu sürecin bir parçasıdır.


Dafa'nın ilkeleri evrenin en derin ve etkileyici gerçeklerini ortaya çıkarmaktadır. Falun Dafa uygulayıcıları ilkeleri izleyerek çok yüksek seviyelere uzanabilmekte, yaşamın gerçek anlamına aydınlanmakta ve kendi orijinal ve gerçek doğalarına dönüş yollarını bulmaktadırlar.

Egzersizler derin iç anlamlara sahip olmanın yanında, aynı zamanda stresi azaltmaya yardım etmekte, sağlık ve zindelik açısından büyük faydalar sağlamaktadır.

Başlangıcı

Falun Dafa, antik bir tarihe sahiptir. Nesilden nesile Ustadan sadece tek bir öğrenciye (çırak) aktarıldı. Öğrenci kendini geliştirdikten sonra öğretileri aktarmak için kendine yeni bir öğrenci seçerek uygulamayı tarih boyunca böyle sessizce günümüze kadar taşımıştır.

Bay Li Hongzhi, (uygulayıcılar tarafından saygılarını ifade etmek için "Üstat-Shifu" ya da "Öğretmen" olarak hitap edilir) Falun Dafa'yı ilk defa 1992 yılında Çin'in Changchun şehrinde halka tanıttı ve ülkenin her bir köşesinde dersler düzenledi. Bu derslere katılanlar deneyimledikleri etkileyici faydaları akraba ve arkadaşlarına anlattılar. Bunun sonucu olarak uygulayıcı sayısı çok hızlı bir şekilde arttı. 1998 yılında sadece Çin'de en az 70 milyon insan Falun Dafa uyguluyordu.

Bugün ise Falun Dafa, 100'ün üzerinde ülkede 100 milyondan fazla insan tarafından uygulanmakta ve çok sayıda ödüle layık görülmektedir.


Uygulama

Falun Dafa uygulayıcıları, xinxing'lerini [zihin doğası ya da karakter] geliştirerek ve takıntılarını bırakarak, daha sevecen, daha dürüst ve daha sabırlı insanlar olmaya çabalamaktadırlar. Xinxing ancak Zhuan Falun (Falun Dafa'nın ana kitabı) içinde sunulan öğretiler üzerine daha derin bir anlayış geliştirildikten sonra yükseltilebilir.

Falun Dafa uygulayıcıları, kendilerini dünyevi toplumun karmaşık ortamı içinde normal yaşamlarını sürdürürken geliştirmektedir. Uygulama, her ulus, ırk, sosya-ekonomik yapı, cins, yaş, meslek ve inançtan insanlara açık ve uygundur. Bu yüzden her adım tamamen kişinin kendi özgür iradesinde, sadece ve sadece kendi seçimi doğrultusunda ve hızında ilerlemektedir.

Falun

Falun ya da Yasa Çemberi, Falun Dafa'nın belirgin bir özelliğidir. Falun amblemi yin-yang (Taichi sembolleri olarak bilinir) ve swastika (Çince wan olarak bilinir, Türkçe okunuşu srivatsa'dır) sembollerinin çeşitli formlarından oluşur. Yin-yang sembolleri geleneksel olarak Taoist okulları, Srivatsa ise binlerce yıldır Buda okulundaki gelişim yollarını temsil etmektedir.

Nasıl Öğrenilir?

Yerel gönüllüler ve eski uygulayıcılar egzersizleri dünya çapındaki şehir ve kasabalardaki uygulama alanlarında ücretsiz olarak öğretmektedir. Uygulamayı öğrenmenize yardımcı olacak bütün kitapları, dersleri, video ve müzik materyallerini altta verilen linkten bulabilirsiniz.


Kaynak: falundafa.org

Prana Nedir? Prana ile İlgili Organlar

Yoga bilimine göre, Prana, evrende var olan tüm enerjinin toplamı olan kozmik evrensel enerjidir. Bu enerji, her ne kadar havanın kimyasal bileşiminde bulunuyorsa da akciğerlerimize soluduğumuz havada var olduğu kabul edilmektedir. Prana, soluduğumuz havada, yediğimiz besinde, içtiğimiz suda, güneş ışınlarında bulunur.

İster hayvansal, ister bitkisel olsun, yaşamın her türü Prana'ya bağlıdır. Söylenene göre zihnini iradesinin denetimi altına alan yogi, Prana'yı da denetimi altına almış demektir. Bunu başarabilen yogi, kalbini durdurabilir, içtiği zehiri kanına karışmadan dışkı yolu ile bedeninden atabilir. Fransızların "guerisseur" olarak adlandırdıkları (tıp doktoru olmadıkları halde hastalar şifa veren) kişilerin, bilerek ya da bilmeyerek hastaların tedavisinde güç ya da enerji, aslında Prana'dan başka bir şey değildir.

Prana'nın varlığının en basit kanıtı olarak akciğerlerimizde aldığımız enerji gösterilir. Prana'yı zihinsel denetimi altına alabilmek için yogi kendisini çeşitli nefes çalışmalarıyla eğitir. Bu çalışmalardan oluşan bilime ("Prana", enerji ve "Yama", egemenlik anlamına gelen sözcüklerden türeterek) Pranayama denir. Prana, başta akciğerler olmak üzere tüm bedenin kullandığı enerjidir. Eğer beden gerek hastalıktan gerekse doğal yasalar çiğnendiği için Prana'yi "sindiremez" hale gelirse, bedendeki canlılık (aynı elektrik kesintisi sonucu yayın yapamayan radyo istasyonunda olduğu gibi) sekteye uğrar. Tüm bunlardan anlaşılıyor ki Parana, ister kozmik radyasyon, ister yaşam gücü olarak adlandırılsın, evrende onsuz hayat düşünelemez. Bu enerjinin bedenimizde olduğunun bir diğer kanıtı olarak ise, bizi nefes almaya mecbur eden güçtür. Prana hem pozitif hem de negatiftir: sağ burun deliklerinden alınan, yani "Pindala"dan geçen güç pozitif; sol burun deliğinden alınan, yani "İda"dan geçen güç negatiftir.

Elektriğin keşfinden binlerce yıl önce yogiler, tüm evrenin süptil bir güçle titrediğini düşünmüşler ve insan bedenindeki enerji kaynağının Prana olduğunu ileri sürmüşlerdi. Bu enerjiye İbranice'de"Ruah"; Çince'de "Chi"; Yunanca'da "Pneuma" (Hipokrates "Medicatris Naturae"yi kullanırdı); Japonca'da "Ki"; Amerikan Kızılderi inanışında "Nayetoneyah"; Havaililerce "Mana"; Eski Mısır inanışında "Ka", Müslümanlıkta ise "Baraka" denir.


Prana ile İlgili Organlar

Cilt:Cilt yaşayan bir organdır. Toksinlerin çoğu cildin gözeneklerinden ter yoluyla atılır. Güneşten alınan enerji cilt yoluyla bedene kavuşturulur. Yogilere göre cildi güneşlendirmek, enerjiyi kaynağından almaktır.

Dil: Beden, besindeki enerjiyi, lokmalar iyi çiğnendiğinde, dilin altındaki guddelerden alır. Mideye ve bağırsağa giden besinin değeri düşüktür. Yogilere göre bunu kanıtlamak çok kolaydır: Sabahtan akşama kadar aç olduğunuzu farz edin. Mideniz kazınıyor ve halsizsiniz. Bir kap yemek yiyince hemen kendinize geliyorsunuz. Oysa mideye inen besinin enerji olabilmesi için en az üç saat gerekir. Bu da bize gerçek enerjinin dil yoluyla alındığını göstermek istemektedirler. Ancak, bu enerjiyi almak için her lokma iyice çiğnenmelidir. Her tat Prana'nın tadı değilse de, çiğnenen lokmada tat oldukça Prana da var demektir.

Burun: Yogilere göre kozmik evrensel enerji en yüksek oranda bedene kavuşturan organ kuşkusuz burundur; çünkü burundaki sinir uçları bedenimizin çalışmasını sağlayan ve dengeleyen tüm sinir sistemiyle bağlantılıdır.

Akciğer petekçikleri: Enerjinin bedendeki deposu akciğerlerdir. Solunumla alınan oksijendeki enerji (Prana) kana akciğerlerde karışır.

Prananın Önemi

Bedenimizde dolaşan enerjinin büyük bir kısmını içimize çektiğimiz havadan aldığımızı kabul edersek, o zaman nefeslerin önemini daha iyi kavramış oluruz. Yaşayan tüm varlıkların canlılığı solunuma bağlı olduğuna göre, solunum yaşam demektir. Yogiler hayatı yıl sayısıyla değil, soluk sayısıyla ölçerler. Yogilere göre dünyaya gelen her bireye belirli bir soluk sayısı bahşedilmiştir.

Bir hareketi, bir kası ya da bir düşünceyi harekete geçirmek için yaşam gücü gerekir; yaşam gücü de nefesi gerektirir. Onlara göre gereksinim duyduğumuz enerjinin büyük kısmını, soluduğumuz havadan alırız, bunu doğru olarak kabul edersek- o zaman doğru nefes almanın önemini daha iyi kavramış oluruz.

Evet gerçektende nefes, bizi harekete geçiren, bizi sakinleştiren canlandıran bir unsurdur. Onun sayesinde yaşamımıza devam ederiz. Ve hiçbir canlı nefes almadan yaşayamaz. O yüzden yogilere göre nefes alırken içimize ne kadar kozmik enerji çekersek, canlılığımızda o oranda artar. Yogilere göre, tansiyondan kalpten, nefes darlığı gibi hastalıklardan yakınanlar doğru biçimde nefes uygulamaları yaparlarsa bu hastalıkların getirdiği sıkıntıları sona erdirirler.

Ayrıca, onlara göre nefes alıştırmaları fiziksel yararlarından başka iradeyi güçlendirip dikkatin yoğunlaşmasını sağlarken beyin, "Pranayama" sayesinde daha iyi çalışır, kanı temizler ve uygulayını ruhsal alanlara hazırlar.

Yogiler kendi inançlarına göre , bu gücü bedeninde depolanmasını ve kullanmasını bilenler, bedensel ve zihinsel sağlığa erişirler. Onlara göre Pranayama'nın asıl amacı budur.